çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2015 Perşembe

Başıma Gelenler: 2015 Edition

Bu yıl olanları listeledim:

- Amerika' dan döndüm, şokunu yaşadım.
- İşsiz kaldım, depresyona girdim.
- İnsanları işsizliğim ile darladım.


- İşsizliğime hayret ederek yılın yarısını devirdim.
- Çeşitli çeviri işleri aldım. Bir kere dolandırıldım ve çevirinin parasını alamadım.
- Dolandırıldığım işin çevirisine gitmek için ODTÜ' nün dil sınavına gitmemeyi tercih etim. O yüzden ODTÜ' ye başvurumu iptal ettim. 
- Gölbaşı'nda çok enteresan bir iş adamı ile tanıştım. Bir sürü çevirisini yaptım, iş hayatlarındaki çok enteresan şeylere şahit oldum.
- 2 kere farklı ortamlarda Olga Hanım diye anıldım.



- Mayıs' ta Malatya' ya gittim, büyükleri ziyaret ettim. Düğün dernek kuruldu, bir sürü acayip olay yaşandı. Düğün draması eksik olmadı.
- Leydi adında bir kedi evimize yerleşti. Çok seviyorum eşşoğlusunu.
- Annem ve babam abime "Ablan..." diye başlayan cümleler kurdular bol bol. Abimin ablası oldum.
- İstediğim işi buldum, tüm sıkıntılarım sona erdi.
- Budapeşte' ye gidip şehri görmeden 7 gün geçirdim. Acayip yoruldum ama mükemmel insanlarla tanıştım.
- Patron kaprisi, sekreter kaprisi nedir onları gördüm.
- Sabrımın yeni sınırlarını keşfettim bol bol.
- İnsanların tüm gün mesai anlayışına bir anlam veremedim.



- Yeni çeviri büroları ile anlaştım. Güzel iş bağlantılarım oldu.
- Arkadaşlarımı çok ama çok özledim. Bir günüm bile onları düşünmeden geçmedi. İletişimimizi sürdürdük, seneye buluşmak için planlar yaptık.
- Ağrılı ödem sıkıntılarım yüzünden doktorlara gittim. 
- Doktorlara gitmişken akupunktura da başlayayım dedim, başladım. İyi geldi la.
- Netflix' ime kavuştum.
- Youtube alemlerinde kayboldum.

Yılın ilk yarısı bir sis içerisinde geçti ama sonradan tüm taşlar yerine oturdu gibi. Çok şükür.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Fotoğraf Çelıncı 6. ve 7. Gün

Kusura bakmayınız kuzum, dün bütün günümü başımı kaldırmadan çeviriye verdiğim için, e çevirinin de resmini koyamayacağım için (ayrıntılı bilgi için bkz: Eben Tercüme Hizmetleri SSS Rehberi) bugüne kaydı bütün işlerim. Biraz uyudum, alışverişe gittim, bir takım çanak çömlek, bulaşık bezi falan almaya. Geldim, odamı temizledim, çamaşır yıkadım ve okula gittim.

Bilmiyorum bu anlattıklarım hanginizin yaptığından farklı ama siz istiyorsunuz ne yapıyorum ne ediyorum anlatmamı... 

Şimdi sorarsınız bu kilitlerin resmini niye çektin diye. Anlatayım efem. Sene 2006. Ben Ankara' ya yeni gelmişim, annem beni yerleştirip gidicek. Yurt dolabına kilit almamız lazım. Ama biz ona Malatya' da köcek diyoruz. Bilmiyorum, kilit diyen Malatyalı vardır tabii de, biz öyle demiyoruz yani. Neyse işte bütün Kızılay'ı dolandık köcek de köcek diye. Millet mal mal suratımıza bakıyor tabii. Neyse sonunda hallettim kilit işini ben kendi başıma. Buraya gelmeden önce annem ne olur ne olmaz diye çantama iki tane koymuştu. Anne bak ne buldum diye çektim işte resmini! Görsün kadın anam, rahatlasın. Şaka maka baya süslüymüş bunlar da he.

San'atsal çalışmam "Mavi Püller". Ne kaa mavi. Biraz uyku sıkıntım var bu aralar. Bunları da markette görmüştüm önceden. Deneme amaçlı ufak bir kutu aldım. 

Okulun içinden düz bir yol. Giderken çektim. Ama daha sonra çok güzel resimlerini çekeceğim okulun. Gerçi geçen gün Kızılderilileri izlemeye gittiğimizde çekmiştim, ama benim Polaroid makinamla. Ya da Anja' nın telefonuyla. O yüzdendir ki siz göremezsiniz!!!


Monster' daki Şarliz ablaya benzeyen hocam. Dünya tatlısı bir insan. Gizli çekmeyeydim iyiydi.  (Not: O masanın üstündekiler çikolata. Şu filmlerde şeker toplamaya giden çocuklara verilen cinsten çikolatalar. Ufak paketler halinde. Hoca bize iyi bakıyor her hafta.)

Tam çıktım eve dönüyorum, bir de ne göreyim, uzaktan Royce Hall' u bir ışıklandırmışlar ki sormayın gitsin Ama öyle böyle değil. Telefondan çekince bir şeye benzemedi. Zaten bu binayı bir kere bile düzgün çekemedim. Çekebildiğim gün, olmuştur...

Bu da eskiden kaldığım Sorority evi. Okula o kadar yakındı ki, derse gitmek için hocanın lafa başlamasını bekliyordum. Sonra hop oradaydım. Hava serin olunca "Niye bu evden çıktım, şimdi aşağı kim yürüyecek" diye delleniyorum bir. Daha sonra markete gidiyorum, elim kolum dolu, "İyi ki çıkmışım o evden, yukarı kim taşıyacak poşetleri" diye halime şükrediyorum.

Şimdi gidip biraz dinleneyim. Ödevlerime bakayım. Bir takım hesaplarım var onları yapayım. Sürprize çok az kaldı, açıklayacağım. Ama önce her şey bir kesinleşsin. Hevesim kursağımda kalmasın sonra. Çüüz.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Fotoğraf Çelıncı 3. Gün

Bugünkü planımız olan Hollywood yazısına yürüyüşümüz iptal oldu. Ben de Westwood civarında takılıp bütün gün çeviri yaptım. Size gösterdiğim Boba dükkanına gittim yine. Orada dikkatimi toparlayabiliyorum gerçekten.
Kaç gecedir hiç düzgün bir uyku çekemedim. Sabah Hollywood' a gidilmeyeceğini öğrendim, tam yukarı çıkıp geri uyuyacaktım. Instagram' da önceden koyduğum yurt merdivenlerini hatırlarsınız, tam o merdivendeyken bir an ışık güzel geldi gözüme. Çektim ben de. 

Burası bizim yurdun önü. Çiçekler ayrı bir güzeldi bugün. Çeviriye giderken çektim.

Çeviri yaparken yeni bir yöntem keşfettim. Zaten bu çeviri yapma yöntemlerimden bir yazı çıkar. Ama işimin ayrıntıları olduğu için tabii ki de yazmayacağım. Gidin adam gibi bölüm okuyun amk.

Bütün günüm çeviri, Tuğçe ile geyik, Sultan ile muhabbet ve Paty ile yemeğe gitmekle geçti. Yemekten geldiğimde son resmi çekmediğimi fark ettim. 


Cihan oturuyordu orada, dedim Cihan seni insanlara ifşa edeceğim. Tabii öyle demedim ama Cihan nedense resmi nerelere koyacağım hakkında beni sorguya çekti bi. Enteresan... Dedim korkma yemezler. O yüzden Cihan' ı yemeyin. Bozuşmayalım. Oke?