sorority etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sorority etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Fotoğraf Çelıncı 6. ve 7. Gün

Kusura bakmayınız kuzum, dün bütün günümü başımı kaldırmadan çeviriye verdiğim için, e çevirinin de resmini koyamayacağım için (ayrıntılı bilgi için bkz: Eben Tercüme Hizmetleri SSS Rehberi) bugüne kaydı bütün işlerim. Biraz uyudum, alışverişe gittim, bir takım çanak çömlek, bulaşık bezi falan almaya. Geldim, odamı temizledim, çamaşır yıkadım ve okula gittim.

Bilmiyorum bu anlattıklarım hanginizin yaptığından farklı ama siz istiyorsunuz ne yapıyorum ne ediyorum anlatmamı... 

Şimdi sorarsınız bu kilitlerin resmini niye çektin diye. Anlatayım efem. Sene 2006. Ben Ankara' ya yeni gelmişim, annem beni yerleştirip gidicek. Yurt dolabına kilit almamız lazım. Ama biz ona Malatya' da köcek diyoruz. Bilmiyorum, kilit diyen Malatyalı vardır tabii de, biz öyle demiyoruz yani. Neyse işte bütün Kızılay'ı dolandık köcek de köcek diye. Millet mal mal suratımıza bakıyor tabii. Neyse sonunda hallettim kilit işini ben kendi başıma. Buraya gelmeden önce annem ne olur ne olmaz diye çantama iki tane koymuştu. Anne bak ne buldum diye çektim işte resmini! Görsün kadın anam, rahatlasın. Şaka maka baya süslüymüş bunlar da he.

San'atsal çalışmam "Mavi Püller". Ne kaa mavi. Biraz uyku sıkıntım var bu aralar. Bunları da markette görmüştüm önceden. Deneme amaçlı ufak bir kutu aldım. 

Okulun içinden düz bir yol. Giderken çektim. Ama daha sonra çok güzel resimlerini çekeceğim okulun. Gerçi geçen gün Kızılderilileri izlemeye gittiğimizde çekmiştim, ama benim Polaroid makinamla. Ya da Anja' nın telefonuyla. O yüzdendir ki siz göremezsiniz!!!


Monster' daki Şarliz ablaya benzeyen hocam. Dünya tatlısı bir insan. Gizli çekmeyeydim iyiydi.  (Not: O masanın üstündekiler çikolata. Şu filmlerde şeker toplamaya giden çocuklara verilen cinsten çikolatalar. Ufak paketler halinde. Hoca bize iyi bakıyor her hafta.)

Tam çıktım eve dönüyorum, bir de ne göreyim, uzaktan Royce Hall' u bir ışıklandırmışlar ki sormayın gitsin Ama öyle böyle değil. Telefondan çekince bir şeye benzemedi. Zaten bu binayı bir kere bile düzgün çekemedim. Çekebildiğim gün, olmuştur...

Bu da eskiden kaldığım Sorority evi. Okula o kadar yakındı ki, derse gitmek için hocanın lafa başlamasını bekliyordum. Sonra hop oradaydım. Hava serin olunca "Niye bu evden çıktım, şimdi aşağı kim yürüyecek" diye delleniyorum bir. Daha sonra markete gidiyorum, elim kolum dolu, "İyi ki çıkmışım o evden, yukarı kim taşıyacak poşetleri" diye halime şükrediyorum.

Şimdi gidip biraz dinleneyim. Ödevlerime bakayım. Bir takım hesaplarım var onları yapayım. Sürprize çok az kaldı, açıklayacağım. Ama önce her şey bir kesinleşsin. Hevesim kursağımda kalmasın sonra. Çüüz.

26 Ocak 2014 Pazar

Ondan Bundan Vol.6

* The Necessary Death of Charlie Countryman' i izledim. Mads Mikkelsen hayranlarının yüzde yüz izlemesi gereken bir film. Mads sevmeyenin izlemesine gerek yok. Hacı bir de nedir bu akım: Bilmem kimin bilmem nesi türünde başlıklar... The Curious Case of Benjamin Button, What Richard Did, What Maisie Knew, The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford, zıkkımın dibinin dibi... Ömrümde böyle bayık film ismi daha görmedim. İnsanın izleyeceği varsa da hevesi kaçıyor.

* Bu Sorority evindeki kızların ortalama yaşı 20. Oda arkadaşlarımın ikisi de 19 yaşında. Eskiden yurt odalarındaki en ufak kişi bendim. O zaman yaş avantajına sevinirdim. Şimdi de o kadar genç olmadığıma seviniyorum. Çünkü "Yaşın kaç senin bakiim" diye millete caka satabiliyorum. Ergenlik foreva.

* Türkiye' de son olanlara bakıp da insanın ağrına giden bir şey görmesi gerek bence. Senin aylardır yapamadığın gündemi iki kıçı kırık cemaat abisinin yapmış olması mesela. Ya da beğenmediğimiz şu göt kıllarının hepimizin hayatını yönlendirebilmesi gibi... Ne bileyim işte sen doldur. Git oku o kadar, çalış, mükemmel kariyerlere sahip ol, gene de gel bu tiplere yenil. Midemizin almaması lazım. Ben bu düzeni bozarım dememiz lazım. Diyor musunuz oradan? Sesiniz gelmiyor buralara.

* Buradakiler farkında değil ama kime güvenebileceğimi, kimi arkadaş olabileceğimi beni facebooktan ekleyip eklememesine göre belirliyorum. Ben eklemiyorum kimseyi. Kim beni eklerse facebooktan ona karşı daha samimi olabiliyorum. Eklemezlerse arada buzlar var. Garip garip huylar edindim evet.

* Ayrıca evet, Los Angeles' ta kimse yürümüyor. Yani benim bulunduğum çevre Westwood, öğrenci memleketi, biraz onlar yürüyor ama kimse isteyerek yürümüyor burada. Koşan var, bisiklete binen var, ama adam gibi gitmek istediği yere ayaklarını hafif tempoda öne arkaya sallayarak yürüyen kimse yok. Sokaklar bomboş. Hadi gidip Pier'de bir tur atalım diyorum mal mal suratıma bakıyorlar. Kim yürüyecekmiş...

* Live Nation' ın otuna bokuna her türlü staj başvurusunda bulundum. Dua edin de raklı metalli bir ortamda staj yapayım gençler. Harbi, Live Nation olsa ne güzel olur...

* Bu insanların eğlence anlayışına hayranım... Kokoş gibi süslenip saatlerce kapılarda yatıp, bir ihtimal içeri girebilme ve içeride de kimseyle konuşmayıp kendi grubuyla iç içe pahalı içkilerini içme gibi bir anlayışları var. Ne müzik güzel ne dans ediyorlar. Birbirimizin suratına bakıp kokteyl içiyoruz. İki etti bu. Nerede lan o bar grupları, eğlenceler? Sizin eğlence anlayışınıza s*çayım ben.

* Ayrıca insanların içindeki paçoz öğrenci kalıntıları çıkmaya başladı. O pahalı kokteylleri içerken oh ne ala, bahşişe gelince kem küm. Dün göz göre göre bir arkadaşlarının yirmi dolar bahşişi kendi cebinden ödemesine kimse bir şey demedi. Welcome to Varoşhood, Ayıphood, Ohahood, Paçozhood, Terbiyesizhood.

* Brezilyalılara uyuz olmaya başladım pek feci. Ayrı bir yazı konusu çıkar onların yaptığı dangalaklıklardan. Resmen her gün aileme onlardan yakınıyorum bir saat Skype' tan. Medeniyet görmüş milletten arkadaşlarım İtalyanlar. The best... Kolombiya' lı kız da iyi. O da medeniyet görmüş. Brezilyalılar kaka.

* Ankette son günler. Oylayın!!!!