hillside etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hillside etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2014 Pazar

Kötünün Kötüsü

Herhalde en kötü oda arkadaşım, şuan odada bulunan olsa gerek. Yarmagül gibi bir kız olmasının yanında aşırı derecede pasaklı olması, bazı arkadaşların dediği ve ciddi olarak katıldığım o "götünü attıra attıra yürümesi", sürekli tepeden bakması, sürekli benden rahatsız olmuşçasına bir ifade ile etrafta gezinmesi, sanki odadaki iğrenç varlık benmişim gibi triplere girmesi... Offff of.. Say say bitmiyor.

Bir de karı sürekli temizmiş gibi tribe girmiyor mu? Etrafta insanlara karşı sürekli bir temizlik muhabbeti, sürekli bir örnek insan ifadesi. 


Bir kere odaya bir kağıt geldi "Lütfen odanızda bulaşık tutmayınız" diye. Ben de kağıdı alıp kızın dağ gibi biriktirdiği bulaşıkların üzerine koydum. Kız kağıdı bulaşıkların altına koydu. Öyle duruyor kağıt bir aydır bulaşıkların altında. 

Kız odaya kustu, onun üzerine çamaşır suyunu döktü ve havalandırmadan bastı gitti, ölüyordum o iğrençlikten az daha o gün. 


Bir kere bile odayı süpürmedi, bir kere bile çöpü dışarı çıkarmadı. En başından uyardım ben onu, ilk geldiği günlerde. Bu çöp çıkacak bu oda her hafta süpürülecek diye. Tın... Yatak toplamak hak getire zaten. Bütün kıyafetleri dağ gibi yığılı sandalyesinde. İçki şişeleri, bulaşıklar, çer çöp... 

Bir de tuvalette makyajını yapıyor, gören der kaçak kat çıkmış, inşaat alanı gibi ortalık. O bronzerlar, o pudralar, bu sefer de tuvaleti bok götürtüyor.

Bir de sürekli uyuyor. Ben kendimi çok uyuyorum diye sıkıyorum, yoook bundan sonra tövbeler tövbesi. Ben çok uyumuyorum arkadaş! Kız gece saat 12' de uyuyor, sabah 9' a kadar. Sonra okuldan geliyor 2' de ve akşam 7' ye kadar tekrar uyuyor. O 2 ile 7 arası saatte ben odadayken perdeleri kapatıyor, benden ses çıkınca da oflayıp pofluyor. Lambayı açında bir hışım götünü dönüp yorganını kafasına falan çekiyor. Hele bir de ben odadayken kendi dışarı çıkacağı zaman lambayı kapatmasına ve odayı kilitlemesi var ki hiçbir anlam veremiyorum zaten.

Bir ay kaldı. Son bir ay.

29 Eylül 2014 Pazartesi

Ondan Bundan Vol.10

Bu ay için blog ile alakalı bir çok dahiyane fikrim vardı. Ama mucizevi bir şey oldu ve inanılmaz hareketli bir sosyal hayatım oldu (en azından benim için). O yüzden blog nanay...

Bu ay yurttan bir sürü insan ayrıldı. Bildiğin yaprak dökümü... Emily gitti, Kolombiyalı gitti, Cihan gitti (adam bir anda "ben gidiyorum" dedi ve gitti la), oda arkadaşım gitti, gitti de gitti.

İki hafta boyunca yurtta gık çıkmıyordu. Ama işin eğlencesi burada zaten. İki hafta tatilimiz vardı. Gezmenin tozmanın, yemenin içmenin bokunu çıkardık ufak bir kadro olarak. 

Yaprak dökümü diyorum ya, burası Los Angeles, burada kış olmuyor beybi. Eğer yaprak döküyorsa bir ağaç öbür hafta tekrar çiçek açıyor. Bunu unutmamak gerek. Bir sürü insan gitti ama yerine yenileri geldi. Malumunuz çoğu insan refleks midir nedir, sonbaharda okula başlama eğiliminde. Şuan inanır mısın, yurt, tıklım tıkış dolu! Resmen bu haftasonu, Hillside' da gördüğüm en büyük kalabalığı gördüm.

Yeni gelenler gene aynı dengede, bol bol Brezilyalı (nahlet), Türk (meh), İspanyol (yeni oda arkadaşı), İtalyan, Japon. Enteresan olarak bir tane Hintli bir kız var. Ben en başta kızı asosyal ve inek bir tip olarak bekliyordum ama kız bomba bir şey çıktı. Yeni gelen herkes eğlenceli.

Tabii bunlar cicim ayları, iki hafta sonra görürüm kankalıklarını. Ama dediğimiz her şeye evet diyorlar. Şuraya gidiyoruz diyosun peşinden geliyorlar. Bunu yiyeceğiz diyorsun onu yiyorlar. Hanımağalığın tadını çıkarmaktayım.



Üstüne bir de çeviri geldi. Oh mis. Üç aydır gelmiyordu çeviri, malumunuz yaz... Ölü mevsim bizim için.

Bir de ikidir, oturma odasında yayılan yabancıları görüyoruz. Adam gelmiş dayamış eşyasını masalara koltuklara bildiğin götünü devirmiş yatıyor! Kimsin, nasıl geldin? Kem, küm. Hayır, bir de bunlar yakaladıklarımız. Nereden bu cesareti almışlar, kim demiş, gidin oraya serin postu diye bilemiyoruz. İz üstündeyiz ama.

Son olarak da Lily (eski oda arkadaşım -çılgın-) aradı bugün, yerleşmiş Irvine' e. Gelecekmiş önümüzdeki hafta araba kiralayıp. Parti o zaman başlar... Beybi.

Kolay gelsin beybililer... (Beybiliboy karikatürünü aradım aşağıdaki şey çıktı.)


2 Eylül 2014 Salı

Yaşlı Teyze Sorunu

Birkaç hafta önce yurda yaşlı bir teyze yerleşti. Sebebini bilmiyorum. Yani, tamam okula yazılmış, kalacak yere ihtiyacı varmış gelmiş, anladım onu. Neden buraya geldi onu bilmiyorum. Herkes tedirgin. Herkes perişan. Japonlar ağlıyor bir köşede. Tayvanlılar kızgın. İtalyanlar "Perchè Dio?" diye dolanıyor ortalarda. Tadımız tuzumuz kalmadı.


Teyze bir yemeğe iniyor, Allah belamızı veriyor yeminlen. Ağız şapırtdatmalarından, üstümüze sıçratmalara, ortalığa dökmelerinden, millete laf yetiştirmesine kadar bin bir türlü huyu var. Bütün hayat enerjimiz çekiliyor. Bir de bir saygısız ki sorma gitsin. Diyelim ortada dönen bir muhabbet var, birileri konuşuyor. Cart diye lafa dalıp kendi diyeceğini diyor, karşıdakini susturuyor. Daha sonra millet yemekten kalkınca da surat asıyor.


Benim kata taşınmış üstelik. Sabah akşam kapının önünde. Eskiden odanın kapısını açık bırakırdım ki havalansın oda. Artık onu yapamıyorum. Niye? Bir bakıyorum teyze kafasını uzatmış odaya bakıyor! Bir de böyle sessiz sessiz yürümeleri yok mu?! Her an karşına çıkabilir. Her an ödünü patlatabilir. Lara Croft' ın hizmetçisi gibi lan!



Bir de bu yaşlıların default bir kokusu var. Tuvalete girilmiyor lan o kokudan! Dolapta nasıl bir sabun saklıyorsa bütün kat o sabun kokuyor. Enteresan. Eskiden odası aşağıdayken iç çamaşırlarını yemekhaneye bakan pencerenin dışına asıyordu kuruması için.....


Gitmeye de hiç niyeti yok teyzenin. Tek başına evde canı sıkılıyormuş, öyle söyledi. Böyle olunca insanları görüyormuş. E teyzecim git yaşıtlarının yanına o zaman. Ne anlıyorsun yaş ortalaması 20 olan, çoğu ingilizce bile konuşamayan insanların bulunduğu yurttan? Jigolo mu arıyor bilemedim ki? Eminim, bizim yurttan daha uygun bir fiyata, daha iyi koşullar içerisinde kendine harika bir ev bulabilir. Craigslist, kendine ev arkadaşı arayan yaşlı dolu. 

Bunları yazma gereği duymamın sebebi de attığım şu tweet.


13 Ağustos 2014 Çarşamba

Latinlerin İletişim Formülü

Arkadaşlar dün gece feci bir aydınlanma yaşadım. Resmen kafamın içerisinde oturdu bütün olaylar. Buraya geldiğimden beri "ben neden bu Brezilya' lıları anlamıyorum" derdine düşüyordum ya artık anlıyorum!


Mesele sadece Brezilya menşeili olmaktan geçmiyor. Bütün Latinler aynı. Denedim %100 çalışıyor.

Şimdi başlıyoruz:

Örnek 1: Latinler kendi aralarında konuşmaktadır. Birisi "Hava bugün çok güzel" der. Diğeri onaylar. Tam bu sırada Dilara lafa dalar "Valla ne güzel hem serin hem güneşli" diye. Tam o sırada 1 numaralı Latin "Aslında bu havadan nefret ederim ben" der. Diğeri "Evet evet, hiç sevmem" der.


Örnek 2: Latinler yine durum belirten ifadeler ile insanlarla iletişim kurma çabasındadır. 1. Latin "Bugünkü yemek bok gibi, dışarıda mı yesek" der. 2. Latin de "Evet ya gidelim bence de" der. Bu arkadaşların suşiye bayıldığını bilen Dilara "E o zaman gidip suşi yiyelim" der. 1. Latin "Keşke çıkabilseydim ama çıkamam bugün" der. 2.' si de "Yarın gideriz belki ama bugün olmaz" der.


Örnek 3: Latinler yemek yapma meselesi ile alakalı konuşmaktadır. 1. Latin "Yemek yapmayı çok özledim" der. 2. Latin "Ben de ev yemeklerini özledim" der. Dilara lafa atlar "Ben de özledim. Acaba girip bir çorba mı yapsam şuan mutfağa" şeklinde. 1. ve 2. Latin "Yemek yapmaktan nefret ederim" minvalinde lafı çevirirler. 


Örnek 4: Latinler Robin Williams (rest in peace) hakkında konuşmaktadır. 1. Latin "Duydun mu RW ölmüş" der gayet üzgün. 2. Latin "Evett duydum çok yazık olmuş" der. Olayı yeni duyan Dilara "Neee?! Ciddi misin?" diye üzülür. 1. Latin "Ünlüler ölünce üzülen insanları anlamıyorum" der. 2. Latin de "Evet yani bana ne sonuçta" der.


Şöyle durdum baktım bugüne kadar başımdan geçen bütün konuşmalara. Hepsi bu şekilde işlemiş. Maksatları muhabbeti kesmek ya da dışlamak değil. Dibimden ayrılmıyor hiçbirisi. Madem istemiyorsun, konuşmazsın sonuçta. Bunlar öyle değil. Hem konuşacaklar hem de benim söylediğimin tam tersini söyleyecekler. Adamlar zevk alıyor bundan. Zarfı atıyorlar, sen de muhabbete giriyorsun. Zart! Hemen tersine çekip seni haksız çıkarıyorlar, kendilerince seni eziyorlar. Sanki kendileri söylememiş gibi, sen bir şey istemişsin de onlar istememiş gibi oluyor dışarıdan bakınca. Hiçbir zaman muhabbeti ben başlatmıyorum, hiçbir zaman ortaya yeni bir şey atmıyorum. Kendileri söylüyor, ikinci cümlede kendileri ile çelişiyorlar. Huyları bu. Evet, çözdüm. 


21 Temmuz 2014 Pazartesi

Yurt Halleri

Üç gündür kaldığım yurtta çok acayip şeyler oluyor. Birisi bir kızı camdan dikizliyor diye suçlanıyor, yurttan atılıyor. Bir Brezilyalı tongaya düşürülüyor (alsında tam tersi olurdu), Asyalılar masamıza oturup bize dikleniyor falan. İnsanların suyuna yemeğine ne katıyorlarsa son günlerde herkesin ayarı bozuldu.

Yurtta şuan yeni adamlar mevcut. Yirmi tane Tayvanlı geldi. Geldikleri gün tuvalet tıkandı, taştı, her yeri bok götürdü. Bizim katta kalan kızlardan bir tanesi sakal traşı oluyor bildiğin, görünce şoka girdim. Tuvalet eğitimini tamamlayamamış bu insan ekibi ne zaman geri gidecek pek bir fikrim yok. Temizlikçiler ellerinden geleni yapıyor her gün tuvaletleri temizlemekle. Destek vermeyi unutmayalım bu emekçilerimize.


Ulan geçen kahvaltıda arkamdan öbür masaya geçmeye çalışan ama beceremeyen koca götlü bir kız, resmen poposuyla benim sandalyeyi itekleye itekleye geçmeye kalktı. İnsanlıktan nasibini almamış bu Homo Habilis için türlü türlü fikirlerim var. Ama daha zamanı var işte o planların. Ulan gavat, ulan kıt! Adam gibi "Afedersiniz geçebilir miyim," desene! Resmen tacize uğradım lan! Bu sabah da aynı kız ve tayfası geçmişler bizim masaya (herkesin her zaman oturduğu bir masası var ilk defa gördüm bir başkasının masasına dadanan) yayıla yayıla bir de suratımıza bakıyorlar bir problem mi var diye. Çöp şiş olacaklar haberleri yok. O nasıl bir kendine güvendir, o nasıl bir harekettir hiç beklemezsin Asyalılardan. Höt dersin çekilir çünkü bunlar.

Neyse. Yeni bir oda arkadaşım var. Oda arkadaşını anlatmadan önce tarif etmek istediğim bir film var adını hatırlamıyorum. Bir eleman var fotoğraf çekiyor sürekli, bu ve bunun kız arkadaşı resimlerde bir farklılık görüyorlar. Resimlerde bir ruh var. Bunu araştırıyorlar bu ruh meğer bu elemanın üniversiteden manitasıymış, bir sürü olay. Kız acayip çirkin. Bir de ruh halini düşünün, manyak bir şey. İşte o kız ayarında bir kız benim bu yeni oda arkadaşım. Kız gıkını çıkarmıyor, sürekli ders çalışıyor. Ulan çok korkuyorum bu kız ölürse başıma musallat olur diye. Geceleri horluyor bazen, korku filminden çıkmış gibi amk. Huyuna gitmeye çalışıyorum kızın ki musallat olmasın.


İspanya' dan yeni kızlar geldi. Sevdim ben baya bunları. Neden mi? Brezilya'lıları fırıl fırıl parmaklarında döndürüyorlar çünkü. Yerin dibine sokup çıkarıyorlar. Allahım bir gülme geliyor aslkdfjshgkdflşj.. Bir sürü yeni resim çektim polaroid ile. Bu aralar keyfimiz yerinde o yüzden. Bir de şu Tayvanlı Habilisler bir gitsin süper olacak.


Ha bir de her gün menüden tavuk çıkmazsa artık o daha süper olacak.

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Fotoğraf Çelıncı 11. ve 12. Gün

Bir bakıyorum günler çifter çifter geçmiş. Ulan noldu bu zamana? Çok acayip...

Dün Aybars Türkiye' ye geri döndü. Bütün yurt onu uğurladık. Bir kısmı hava alanına gitti. Ben gidemedim, çevirimden ötürü. Ve hatta gidip dondurma almak dışında hiç dışarı çıkma fırsatım bile olmadı. Ders, çeviri, çeviri ders. Bu kaa.

The dondurma. İki kurabiye arası, eşsiz lezzet. Kurabiyenin biri beyaz çikolatalı, diğeri üzümlü, yulaflı. Oh beybi.

Bir pervanenin yalnızlığı adlı sanatsal çalışmam. Ulan çok sıkıcı hayatım var diyorum inanmıyorsunuz.

Bu paket Eco Emi' den geliyor. İçinden neler çıkmadı ki bu ay. Eco Emi denilen zırzavat, bizim bildiğin aktarın paket yapıp evlere yolladığı ürünler. Hiçbir farkı yok. Hatta içinden hacı yağı bile çıktı amk.

Bu da benim çılgın bebiş. Büşra' nın dibi düşsün diye koyuyorum. Nihaha!

Okula giderken kullandığım koşu yolundan bir kare alayım dedim. Kaymış amk.

Bu da derste ne kaa sıkıldığımızın bir resmi. Paty yayılmış, elinde telefon. Pipo desen (evet adamın adı o) bana poz kesiyor. Öbür çocuğun adını unuttum.

Size diyorum ya bir takım haberlerim var diye. Çok az kaldı. Bugün yarın kesinleşecek ne olup ne olmayacağı. Anlatacağım. Şu iki haftayı atlatırsam benden yiğidi yok ama. Hem sınavlar, hem çeviri. Acayip gergin olmam gerekir ama üstümde bir sükunet, bir sabır... Sebebi de işte o açıklayacağım sürpriz diye tahmin ediyorum. Olaylar olaylar...

11 Mayıs 2014 Pazar

Fotoğraf Çelıncı 9. ve 10 Gün

Bir tek bir çift gidiyorum kusura bakmayın ama dün hayvan gibi yoğun bir gündü afedersiniz. Akşam parti vardı, partinin resimlerini çekip koyacağıdım. Parti sabah 4 gibi bitti. Ondan sonra ben pert tabii. Bugün de lahmacun partisi vardı. Onu beklemek istedim. O yüzden sarktı yani.

Ama bu değil ki ben resim çekmedim!!! Çok da güzel resimler çektim, yurtta ileride hatırlanmak adına. Uzun zamandır ilk defa bu kadar çok eğlendim lan. Yavaş yavaş aram düzeliyor gibi buradakilerle. İyi yani durumlar.

Çekik gözlü oda arkadaşım. Diğeri de Paty, tee ilk dönemden beri okuldan arkadaşım.

Sarhoş olan Gabi, kaçınılmaz şekilde öpülen Guiseppe.

Yine Gabi ve diğer oda arkadaşım Aylin.
Bu da bonus olsun. Bir aydır finallerine çalışan ve finaller bitince tozutan Stefano gecenin sonunda dayanamadı. 


Dün gece fena güzeldi, biraz da duygusaldı Aybars için. Onun veda partisi idi çünkü. 


Bugün de biraz ödev biraz çeviri, bol bol Wii ile geçti. Anja geldi oyun oynamaya. Epey eğlendik.

Aslında lahmacunların resmini çekecektim. Ama çok feci açtık, kaynadı arada resim. Bu lahmacunları gömdükten sonra halimiz...

Bu da Luciano, hemen diğer resmin ardından çektim. Aynı ortam.

Yalnız iyi yedik.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Fotoğraf Çelıncı 8. Gün

Bugün yeni kankalarım Alex ve Kristen ile (yurtta çalışan elemanlar) alışverişe gittik. Dahası, biz Kristen ile ayakkabı alacaktık spor içün, Alex de bilmiyorum artık ne yapacağıdı...

Daha sonra biz gönlümüze göre ayakkabı bulamadık. Sonra "Alex gitarcıya gidek gitarcıyaa" dedi. Biz de gittik. Aman yarebbi:

100 dolardan 4 bin dolara kadar her çeşit, her kalite. Boydan boya dükkanın iki katında bütün duvarlar böyle.. Ya rabbii, ya rabiii..

Ve daha sonra şuncağızı buldum. Ne kaa dersiniz? 1000 Amarikan Doları. Moog tabi boru değil. Bit kadar da olsa o bir moog. 

Daha sonra yurda geri geldim. Bir takım meselelerden dolayı moralim bozuktu. Hiçbir şey yapasım yoktu. Öyle mal mal youtube videoları izledim. Sonra baktım olmuyor gittim yine Boba dükkanına. Bu sefer oda arkadaşımla. 

Yaşlı teyzeler ve hipster abiler bsamıştı ortamı. Aldık çayımızı çorbamızı yurda geri döndük.

Bugün çok kafam dağıldı. Ben kaçar.

6 Mayıs 2014 Salı

Fotoğraf Çelıncı 5. Gün

Bu seferki çabuk çabuk olacak, çevirime dönmem gerek hemen. Zaten bütün gün çeviri yapmaktan başımı kaldırdım desem yalan olur. Bir ara ailemle bir ara da Sultan' la konuştuk o kadar. Bir takım meseleler var kesinleşsin, size sürprizlerim olabilir!!!

Ben genelde böyle süslü hazırlayamam ama bu yıl baya özendim. Gören yapmak istesin diye. Ne ara bu kadar çok oldu hatırlamıyorum bile. Ama mutluyum, gururluyum!!!

Yurttaki herkese haber saldım. Tabii ki herkes geleceğini söyleyip sonra da kayboldular. Beş kişiydik toplamda. Pek hoşuna gitti milletin. 

Daha sonra tebeşirle çizmeyi gösterdim. Bir de yurdun önüne çizdik isteklerimizi bir posta. Bu daha da hoşlarına gitti zaten.

Aybars ile oda arkadaşım da geldi o sırada. Onlar da yazdılar, çizdiler. 

Güzel oldu ya, mutlu oldum valla. Şimdi acil, çevirime geri dönmem gerek. Sabaha bitmiş olması gerek.

Yarın görüşmek üzere!!! Dilekleriniz kabul olsun!



5 Mart 2014 Çarşamba

Ondan Bundan Vol.7

* Biz niye Faun dinlemeyi bırakmışız? Adamlar 2013'te harika ötesi bir albüm yapmış mesela oradan geri dönebilirsiniz. Yüzde yüz tavsiye.

* Bir ara götten bacak şarkıcılar için "Saygı göstermek zorundasıaaan" diyen yer elmaları vardı Türkiye' de ne oldu onlara hala devam mı? Saygının zorla gösterilmesi gereken bir şey olduğunu düşünen dürzülerdi kendileri... Demokrasinin evde başlamamasından hep bunlar. Aynı adamlar evlenmek için okulu da bırakırlar genelde. Bak aklıma geldi vıcık vıcık sesleriyle "saaaygııı" diyen kabile ergeni. Tövbe yarabbii...

* Ben para unuturum her yerde. Dün yine bi köşede para buldum. Hemideee 200 dolar. Bu gidişle üç yıl içerisinde benim de bi köşede 30 milyon avro falan bulmam olasıdır yani. Anneme babama söyledim param varmış benim la diye sevindiler garipler.


* Yeni Polaroid makina aldım kendime ucuzundan. Bol bol resim çekmek için. Gene de çekemiyorum hacı hiçbir şey resmi çekilecek kadar önemli gelmiyor. Ya da ben çekeyim diyene kadar an bozuluyor sinir oluyorum. Şimdiye kadar sadece denemek için çektiğim üç resim var elimde. Güzel bir şeyler çekersem buraya da koyarım.

* Tamamen yerleştim artık. Taşınmalar bitti ya bi rahatladım tarifi mümkün değil. Eşyalarımı sonunda valizden çıkardım. Bütün eşyaları tekrar taşımak ve şu bahsini ettiğim nahlet merdivenlerden çıkarmak epey yordu ama olsun.

* Burada saçıma yaptığım maşalar tutmuyor kardeşler. Öyle çok nem de yok, anlamadım. Maşadan olsa gerek, belki yeterli elektrik çevirtemiyordur adaptörüm. Yenisini de almak istemiyorum. Benim de derdim bu ne yapalım artık... Bu arada sonunda bir kuaföre gidebileceğim bu haftasonu yalan olmazsa.

* Fark ettiyseniz sağ üst köşede önerdiğim filmler var. Aslında 3' ten fazla tutmayacağım, ama henüz insanlar görmemiş olabileceğinden şimdilik 4 tane tuttum. İzleyin onları. Ayrıca sol üstteki anketleri de oylayın lütfen o kadar hazırlıyoruz yani... Atar yaptırmayın bana onca kilometre uzaktan!



15 Ocak 2014 Çarşamba

Çelınc Anketi

Şimdi farkındayım merakla bura ile ilgili acayip hikayeler anlatmamı bekliyorsunuz. Her gün bir yerlere gidip bir takım paralar harcayıp çeşit çeşit resimler koymamı bekliyorsunuz. Blogu okuyan sayısı ikiye katlandı rahat, geriliyorum "Milleti eğlemem lazıııım!!!" diye.

Ama burası pahalı bir yer kardeşler, öyle her gün çıkıp gezemiyorum turist gibi. Sonuçta öğrenci adamım, paramı dikkatli harcamam gerek bir yıl buradayım. Bir ton bahşiş bırakıyoruz bir sebepten ötürü zaten. Öğrenci adam bahşiş mi bırakırmış? Cevap evet, öyle bir bırakırmış ki...

Çok şeker arkadaşlarım var. Oda arkadaşlarımdan biri İtalyan, diğeri şeker mi şeker bir Türk. Öylesi Türkiye' de bulunmaz o derece yani... Ne yazık ki herkes kendi derdinde. Öyle gezecek adam da bulamıyorum yani. Hillside denilen yurt genelde uluslararası öğrencileri ağırlıyor. Her milletten adamız burada. Ama yarın taşınıyorum. Sorority evine.

Evet anlatacağım o meseleyi de. Önce sorunsuz bir taşınayım da. 

Mesele şu ki, Hillside şubat ayında büyük bir grup ağırlayacakmış, o yüzden bana yer yokmuş. Marta kadar başka bir yere çıkmam gerekiyor. Martın sonunda şöyle bir Türkiye'ye geri gelmeyi planladığımdan o zaman kadar orada kalırım diye düşünmüştüm. Bakalım neler olacak. Aslında tam alışmaya başlamışken tekrar başa sarmak kötü olacak, hele bir de Sorority evinde düşünsene. Ama gitmem gerek. Belki Mart sonu geri gelirim buraya.

Stajı ayarlamam lazım, dersleri ayarlamam lazım, parayı ayarlamam lazım, taşınmam lazım. Tüm bunların arasında bir baktım ki çelınc yapmaya vaktim hala var. Size sol üst köşede bir anket bırakıyorum. Ay sonuna kadar bana fikrinizi söyleyin. Ona göre bir şeyler ayarlayalım.