Emily Blunt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emily Blunt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2013 Pazartesi

Bayram Haftası Film Çelıncı 3. Gün

Benim için ilkler yaşandı bugün. İlk defa bu kadar kısa süre içerisinde iki korku filmi izlemem mi dersin yoksa ilk defa evleri korkunç, zevksiz ve soğuk olmayan bir aileyi anlatan korku filmi izlemem mi? Başlangıcı çok güzeldi, sessiz sakin değil, bangır bangır. Gene Patrick Wilson meeeh... O adamın suratında tarifi zor bir ifade var. Böyle bir puşt mu deseem, mal mı deseem, ne desem bilemiyorum. Sanki American Psycho'un gerçek hayattaki hali. Bir terslik var ama bilemedim...

Neyse. Filmde güzel olan şey, durağanlık ve kötü bir şeyin olmasını bekleyen andaval sürüsü bakışlarının olmaması. Her şey daha olağan, böyle sanki herkesin evinde olabilecek gibi. Diğer korku filmlerinde, mesela geçenlerde izlediğim The Conjuring' de, felaketi bekliyorlar, bekliyorlar, ilk yanlış alarmdan sonra zangırt diye ruhu koyuyorlar sahneye. Bunda, kadın evini topluyor sakin sakin anaa bir de bakmış arkada ruh kardeş... Daha yumuşak.

Ayrıca Dalton diye isim mi olur amk. Başka bir şey bulamadın mı? Cali ne lan?

Bir nevi Once Upon A Time'ın Darth Maul'u olan Cora da bu filmde gene bi anne olma, gene "bi fenalıklar yaşanmış zamanında" hissiyatı ile (filmdeki babaanne) fena fena bakışlarda.

Darth Maul'un gey kuzeni de filmdeydi.

Resim 3.1: Sassy Maul (arkada)

Korku filmleri ile ilgili hiçbir şey bilmediğimden midir nedir, filmi sevdim. İzlenebilir. Favori sahne, karakter falan yok. Olsa olsa Sass Master Maul olabilir mesela o resimdeki.

İzlediğim bir sonraki film My Summer Of Love idi. BBC filmlerinden. Filmin kalitesi pek kötü olduğundan mıdır başroldeki kızın çirkinliğinden midir nedir hiç iyi bir resim alamadım. Zaten gerek de yok. Emily Blunt'a rağmen kötüydü film. Bir tek şey için izleyin diyebilirim o da Tamsin' in (Emily Blunt) allah din iman diyen bir adamı iki dakikada göt edişi. Ve hatta buyrun:
İngilizce bilmeyenlere olayı özetleyeyim. Adam "İsa, İsa, İsa" diye ölen bir tip, çok dindar takılıyor. Ailesinden kalma barı kiliseye çeviriyor, günahlarda hiç tarağı yok. Kız da ben bir şey hissedemiyorum, bir şeye inanmak güzel olmalı diye adamla muhabbet ediyor. Adam anında niyeti bozuyor. Kız da aha işte sen bu kadarsın minvalinde hakaret ediyor adama. Haklı.

Bugünlük bu kadar. Ben midi klavyeme geri döneyim. Yarın görüşürüz.

5 Nisan 2013 Cuma

Film Çelıncı 5. Gün


Yalnız nahlet olsun şuraya koyacak adam gibi bir resim bulamadım. Looper dehşet ötesi bir filmdi, izlemeyen varsa hemen izlemeli. Daha ilk sahnesinden kilitlenmiyorsan sorun sende dostum. Hangi birini anlataym? Hangi karakteri seçeyim. Hangi sahneyi koyayım. Otur baştan izle, beni de yorma, kendine de bir iyilik yapmış olursun.

On numara beş yıldız x 40. yıl.

En sevdiğim karakter Cid. Her ne kadar Emily Blunt hayranı olsam ve yanlı davranmak istesem de çocuk daha bir harikaydı.

En sevdiğim dialog için kesin şu cümle diyemeyeceğim. Ama film boyunca dönen "Benim olanı bana verdi" "Senin olanı sana verdim. "Senin olana sahip olmak" lafları çok güzeldi bence.

En sevdiğim sahne için kafamda kesin bir şey vardı son sahnelere kadar.. Adamların birden ortaya çıkışları ve öldürülüşleri güzel sahnelerdi. Ama şu sahne hepsinden de güzeldi sanırım:


Aslında düşününce filmde o kadar güzel sahne var ki, Joe'nun 30 yılı da çok güzeldi mesela. Adamlar yapmış. Bir de filmde bir adam vardı (Kid dedikleri) adam aynı Fatmagül'deki tecavüzcülerden birine benziyo la askjfkghh.