istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Bir Facia İş Görüşmesi

Geçen aylarda bir iş ilanına başvurmuştum Linkedin' den. Başvurduğumu bile unuttuğum bir anda aradılar beni. Ben o sırada Malatya' daydım, koşturuyordum ona buna. Görüşelim dediler, kabul ettim. İleri bir tarih için Skype üzerinden mülakat için sözleştik.


Görüştüğüm kadın, Harvard mezunu imiş. Dedim sonunda derdimi anlatabileceğim birisi! Kadın nerede okuduğumu ne yaptığımı sordu epey ilgi gösterdi. İnanır mısınız, kadın anladı!!! Amerika' da ne okuduğumu anladı!!! Benim için paha biçilmez bir andı. Zira görüştüğüm tüm hırdolar "ehe ehe naptın Amerika' da dil mi okudun" diyor gözümün içine baka baka. Orospu çocukluğu çeşit çeşit.

Daha sonra ikinci görüşmeyi yapmak istediğini söyledi. Mümkünse yüz yüze görüşmemizi, ortağı ile tanışmam gerektiğini söyledi. Ben de ayarlayıp gittim İstanbul' a. Kadın bana telefonda dedi ki "Ortağım çok uzaklardan gelecek sırf seninle görüşmek için". Ben de salak gibi hevesleniyorum. Bir gün öncesinde bütün gün sözlü tercüme yaptığım için sesim kısılmıştı, yorgundum ama yine de bomba gibiydim. 


Kapılarını çaldım bir kadın açtı. Suratıma anlamsız anlamsız baktı. "Buyrun?" dedi. Dedim "Burcu Hanımla görüşmem var saat 12' de"Saat tam 12. İçeri girdim. Ama kadın hala soran gözlerle bakıyor. Böyle bir beğenmemişlik var suratında, tarifi mümkün değil. Burcu Hanım ile selamlaştık. Kadın hala bakmakta. 

"Siz bakıcılık ilanına mı gelmiştiniz?" dedi.



Burcu' nun surat pert "Ohoho yook o şirket için geldi" falan diyor. 

Kadının bariz amacı, beni gördüğü dakikadan itibaren beni bozmak. Burası belli.

Döndüm kadına "Fiyatta anlaşırsak o da olur" dedim işi espriye vurup. Burcu EHEHEHEHE diye güldü. Ortağıymış işte bu kadın. Geçtim oturdum.

Bu kadın geçti karşıma, bütün bir görüşme boyunca cevabını bildiği ne kadar olumsuz soru varsa sordu. Karı Ankara' dan beni ayağına çağırmış, İstanbul' da yaşamadığımı biliyor geçmiş bana "İstanbul' u biliyor musun?" diyor (iş şehir içerisinde lokasyonlar ile alakalı bir işti bu manada soruyor yani). 

Kadın, benimle mülakat yapmak için çok uzaklardan gelen ve sadece ama sadece benim için o gün ofise gelen kadın, beni bakıcı etti, benden hiç haberi yokmuş gibi elinde bir CV çıktım duvardan duvara vurdu beni.

Orospu çocukluğu çeşit çeşit demiştim.



Ben hala Burcu beni anladı, bana iş verecek modundayım. Burcu çünkü "Sana şurdan ev tutarız, ev arkadaşı buluruz, ilk ay şunu yaparsın" falan diye konuşuyor. Aynı günün akşamına o ofisten bir telefon geldi. 

Böyle sevinçli, olumlu bir tonla "Olga Hanıııım" dedi bu karının sesi. Olga Hanımı işe alacak belli. Bana duyuruyor orospu. Yanlış numara, dedim. Hala kim olduğumu söylememi bekliyor. Yüzüne kapattım.

Üç gün içinde mail geldi "Biz eleman alımı yapmamaya karar verdik" diye. Siksinler sizin işinizi de Harvard'ınızı da, Olga'nızı da, İstanbul' unuzu da.

3 Temmuz 2015 Cuma

Ondan Bundan Vol.13

* Türkiye' de yaşayıp herhangi bir güncel konu ile alakadar olmamak çok zor amk. İlgilenmiyorum diyebilmek büyük lüks. Zira bunu söylediğin zaman gördüğün muamele direkt şu:


Amk köylüsü, ille seninle aynı şeylere mi odaklanmak zorundayım ben? Ve hatta:



* Geçen hafta plaza Melislerinin yuvalarından biri olan EY' ye gittim (ama birlikte gittiğim kişi ısrarla İVAY İVAY deyip duruyordu "e-ye" işte ulen). Allah kahretsin, evlerine ateşler yağdırsın ulan onların. Böyle insan mı olur? Adam Türkçe konuşamıyor ya. Clear edebilmek diyor. Are you gavat, are you kıro? Clear edebilmek ne lan?


Ben de adamla taşak geçmek için, tercümanlığını yaptığım kişiye clear edebilmenin tercümesini yaptım. Lafın sahibi adam mal mal suratıma baktı.

* Pek iyi bir ay değildi genel olarak bakacak olursan. Dolandırıldım, ofislere çağrılıp (ivay değil) orada reddedildim, ODTÜ işim 6 ay sekteye uğradı. Kaldım yine işsiz. Sıkıldım ulen bu durumdan.

*Dolandırılma hikayesini de bir sonuca varıldığı zaman oturup yazacağım burada.

2 Nisan 2015 Perşembe

İş Arama Çıkmazı

Daraldım.

Türkiye' ye gelirken iş arama ve bulma konusunda çok fazla bir umudum olduğunu söyleyemem. Ama öküz gibi bir üniversiteden hayvan gibi bir ortalamanın bana yardımcı olacağını da düşünmedim diyemem tabii. Gerçi Türk işveren nereden anlar orası da var. Neyse işte.

Hayatında her şeyi doğru yaptığına inandığı için başına iyi şeyler gelmesini bekleyen küstah insanlardan değilim, olmamaya da özen gösteriyorum. O yüzden gelir gelmez güllük gülistanlık bir ortama gireceğimi, iş görüşmesinin birinden çıkıp öbürüne koşacağımı da düşünmedim. 

Ama beklediğim bir şey vardı: İnsan yerine konup bir cevap almak.

Şöyle ki bir yere başvuruyorsun, maillerinin ellerine geçmeme gibi o mailin okunmama gibi bir ihtimali de yok açıkçası. Mail denilen şey kaybolmaz sonuçta. Hele ki iş bulma sitelerinde zaten kimin özgeçmişine baktığı kabak gibi çıkıyor. Tüm bunları biliyoruz. Bu karşıdaki adam beni biliyor, bundan eminiz. 

Kaç tane işe başvurdum, geri dönen kişilerin sayısı iki elin parmağını geçmez. Ulan en azından bir yanıt verin. İşe başvuruyorum, araya gidip hatırlatması için adam sokuyorum. Adam götüne takıp bir cevap bile yazmıyor lan. Niye yani.

Adam o kadar süper ki seni muhataba almıyor. Sen kimsin ki göt, diyor resmen. İnanır mısınız kendimden şüphelenmeye başladım artık ben kötü bir eğitime veya deneyime mi sahibim diye. Bir de araya soktuğum insanlara konuşuyorlar hakkımda. Hani bilmesem hiç adımın bile geçmediğini, diyeceğim ki onca başvuran arasından kaybettiler. Ama iş öyle değil. Birileri bakıyor ve direkt olarak önümü kesiyor.


Ne olursa olsun tüm o başvurduğum şirketlerdeki baştan aşağı tüm çalışanları s*kip atacak niteliklere sahip olduğuma inancımı sarsmak istemiyorum. Beğenmeyen kendi kaybeder... İşleri kendilerinin olsun. İlla ki kafamın uyuşacağı, başarılı insanların olduğu bir ortamda iş bulacağım. Çünkü Türkiye' de az da olsa böyle insanların olduğuna inanıyorum.