liste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2015 Pazar

Ağustos Hareketi Sonucu

Ay başında gerçekleştirmek üzere 5 maddelik bir "değişim hareketi" koymuştum kendime. Ve bu ay o kadar allak bullak oldum ki, hiçbiri (evet hiçbiri) istediğim ölçülerde olmadı bunların.


1. 1 ay boyunca hiç fastfood yemeyeceğim demiştim. 1 kere yedim, yalan olmasın. O da çok sinirlendiğim bir andı ve kendime karşı koyamadım. Öyle güzel gitti ki, keyfim yerine geldi. Demek bir anda hepsini kesmemek gerek, bünye pert oluyormuş.

2. Pinterest ve youtube' dan hazırladığım egzersizler. Çok iyi başladı, bir ara duraksar gibi oldu ama ay sonuna kadar 3 katı kadar arttı bu hareketlilik. Çünkü artık Cinnah'tan Kuğulu'ya (ve hatta bazen Kızılay'a) kadar sırtımda 5 kilo yükle yürüyorum ve tabii daha bu sadece yürüme ile alakalı olan kısmı işin. Henüz tartılmadım, o bahsettiğim ölçüleri de tekrar ölçmedim. Ama hissediyorum ve ayrıca gözle görülür bir sıkılaşma da var. Önümüzdeki ay bu tempo daha da artacak. Bu hiç beklemediğim bir gelişme oldu işte.


3. Kitap meselesine gelince. Bu ay için 3 kitap okunacaktı. 1. si Nurullah Ataç' ın Diyelim - Söz Arasında adlı kitaptı. Okumalara doyamadım. İkincisi Ahmet Hamdi Tanpınar' ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü idi ama tam daha başlarındayken komşumuz okumak istedi ve aldı götürdü. 3. Kitap da Hell's Angels adlı bir kitap, konusunu da tahmin edersiniz. 2 kitap okuyabildim kısacası, Saatleri Ayarlama Enstitüsü daha yeni geldi eve çünkü.

Ama yine de büyük başarı bence!!!

4. Meditasyon yalan oldu onu geç.


5. Bu ay fal da bakamadım. Ulan yüzümü görmedim aynadan bu ay. Ne falı... Bir kere falcı bacıya fal göndremişim 10 gün sonra hatırladım gönderdiğimi...

Öbür ay bakalım bu olaylar nasıl gelişecek. Fastfood yiyebilirim artıkın. Onca yürümeye bence hak ediyorum.

27 Ağustos 2015 Perşembe

Ayın 5 Şarkısı

Selam gençlik. Bu ay da bitti. Ama hayret ki bu listeyi ayın 30' undan önce koyabildim!!!

1) Foster The People - Houdini
Geçen eski mp3 çalarımı bulduğum vakit tekrar bulduğum bir şarkı. Bu gruba özellikle bayılmam ama bu şarkı iyi lan!



2. Bastille - The Draw
Bastille' in ilk dinlediğim şarkısıydı. Millet pompey falan dinleyedursun bu şarkı benim!



3.Alo Wala - City Boy
Dilo bunu nerden buldun diye sormayın. Çıktı işte...



4. The Deep Dark Woods - 18th of December
Geçen yıl en çok dinlediğim şarkılar arasındaydı. Bir ara çok meşhur (4 takipçisi var oğlum boru mu?) spotify listeme ekliydi ama ne zaman ne olduysa çıkarmıştım. Bu ay epey bir dinledim.



5. Hugo - 99 Problems
Esasen bu ayın ilk 5' ine girecek şarkı değil, hiçbir ayın ilk 5' ine girecek şarkı değil ama bu ay fazla müzik dinleyemedim resmen. Çok yorgunum. İdare ediverin.

31 Temmuz 2015 Cuma

Ayın 5 Şarkısı

Bu ayın şarkıları bomba gibi. Dinlemelere doyamadım hiçbirini.

1. Run The Jewels - Close Your Eyes

Bazen diyorum daha fazla bunun gibi şeyler dinlemem gerek...


2. Midlake - It's Going Down

Kesinlikle bu şarkının hastasıyım.


3. Broods- Evergreen

Ay sonuna doğru keşfettim bunu. Broods' un diğer şarkılarını pek severdim ama bu bambaşka...


4. City and Colour - Woman

Bu adam, resmen, bundan daha iyi bir şarkı yapamaz.


5. Cem Karaca - O Leyli
Bunu da dün dolmuşta dinledim. Yok böyle bir şey. Bunca yıl nasıl hiç duymamışım ona yandım.


Bonus: Uriah Heep - July Morning

Temmuz dendi mi adında Temmuz geçen şarkılar dinlemek farzdır. Bu da sanırım yıllardır en çok sevdiğim Temmuz şarkısıdır.


29 Haziran 2015 Pazartesi

Ayın 5 Şarkısı

Yolculuk sırasında dinlediğim her şarkı kıymetli. Yolculuk sırasında internetin kesilmesi ve eski şarkılara dönüş yapmak ise daha kıymetli. Ama size eskileri paylaşmayacağım. O eskileri, tekrar aklıma geldikçe Twitter' dan paylaşacağım. Oradan dinlersiniz. Zira ben o şarkıları dinlerken bu ayın beş şarkısını çoktan belirlemiştim. (ŞAŞIRTMACA)

1. Delta Rae - Bethlehem Steel

2015 başından beri süregelen "Bağıran kadınlar" temalı şarkıları paylaşmaya doyamıyorum. Harika değilse siz söyleyin...

2. Jack Savoretti - Home



Bu ayın vazgeçilmezi oldu bu şarkı da.

3. Sophie Zelmani - Dreamer


Böyle geceleri geceleri...

4. Sia - Soon We'll Be Found


Sia' nın yüzünü saklama gereği duymadığı zamanlar. Geçen yılın başında çok dinlerdim neden bilmem listemden çıkarıvermişim. Geri ekledim.

5.Moonspell - Luna


Bir kitap gördüm amazonda "Moonspells" diye. Daha sonra aklıma geldi böyle bir grup vardı diye. Aklıma geldi, geldiği dakikadan itibaren dinlemelere doyamadım. Ama amk böyle klip olmaz olsun... Tüm hevesim çekildi.

Bonus: Monty Python - Brian Song


Spotify' da gezinirken Monty Python' un incilerine rastladım. Filmi sevenlere gelsin istedim. Bethlehem' den beri aklımdaydı zati. O kadın başladı ya "A child was born in Bethlehem" diye. Dedim garanti bu Brian.

5 Haziran 2015 Cuma

İş Bulamama Sanatı

Nasıl iş bulunmaz? Şöyle: 

1. Öncelikle dünya çapında öküz gibi bir üniversiteden 3.80 gibi bir ortalamayla mezun olun. 3'ten yukarı olması rica olunur.

2. Öküz gibi projelerde öküz gibi çalışmalar yapın. Referanslarınız da öküz gibi olsun. Öküz demiş miydim?

3. Dil bilin, ama öyle iyi bilin ki, konuştuğunuzda karşıdaki nereli olduğunuzu bilemesin.


4. 3 adet diplomanız olsun. Dehşet bir öğrenim birikiminiz olsun.

5. Seyahat engeliniz bulunmasın. Civarınızda evlilik, balayı ve çocuk derdiniz olmasın. Her şeye her an müsait olun. 


6. Arkadaşlarınızı araya sokun. İki kişi rezil olmak varken bir kişiyle yetinmeyin. Katmerli olsun.

7. Maillerinizi hep İK bölümlerinin okuduğuna emin olun. Hatta öyle emin olun ki tek muhatabınız o kişiler olsun. Tanıdıklarınızın yönlendirdikleri ile muhatap olun. Bilin ki o insanlar sizin olacak işinizi bile oldurmayacak.

8. İnsan gibi bir maaş talep edin.

9. Herkesi, kendiniz ile birlikte rezil ettikten sonra gelen aşama mülakat. Olur da mülakata çağırılırsanız, bir ihtimal öyle bir terbiyesizlik yapmışlarsa mesela, adamların sizi çok önemli başka işlerinizin olduğu günlerle çakıştırmasına özen gösterin. İtiraz kabul etmesinler.


10. Son olarak aylarca verilen ilanların peşine düşün. Mutlaka ama mutlaka her gün kontrol edin ilanları. 10 hafta falan bekleyin birilerinden mail ya da cevap. İnsanların "Ancak cevap atarlar, bu işe alımlar 3 ayı bile buluyor" demelerini dinleyin. Gözünüz mail kutunuzda olsun.

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Ayın 16 Şarkısı

Bu ay sizlerle farklı bir şey paylaşmak istedim. Şimdi biliyorsunuz, geçen ay en çok dinlediğim şarkılar arasında Faun' dan bir parça vardı. Ama benim bünyem bir ay tek bir folk grubu şarkısı dinlemekle duracak bir bünye değil. Folk şarkıları bünyemden atmak aylar alıyor. O yüzden size bu ay sadece Folk gruplardan şarkılar paylaşacağım. Afiyet olsun.

1. Ensiferum - Eternal Wait

2. Faun - Tanz Mit Mir

Bu şarkı normalde daha uzun. Ama uzun halinin klibi yok. Çok fazla klipsiz şarkı var, o yüzden değişik olanı koymak istedim.

3. Omnia - Fee Ra Huri

4. Ensiferum - One More Magic Potion

5. Die Irrlichter - Black And Gray

6. Skyforger - Gatavs Biju Karavīrs

7. Estampie - Disse Mi

8. Die Irrlichter - Wassernann

Bu grubun düzgün kayıtlarına ulaşmak bile çok güç. İşte Spotify olsaydı... Neyse.

9. Ensiferum - Smoking Ruins

10. Clannad - Siobhan Di Dhuibhir

11. Schandmaul - Willst Du

12. Garmarna - Vedergällningen

13. Jon Faukstad - Finngjenta, Vals

14. Kalende Maya - Villemann Og Magnhild

15. Valravn - Seersken

16. Faun - Des Wassermanns Weib

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Kaçırılan Klipler

Çok fazla klip izlediğim söylenemez, televizyona çok fazla bakmıyorum. İnternetten de radyo diye bir şey var - SPOTIFY- oradan dinliyorum ne dinleyeceksem. Ama geçen aklıma takıldı, severek dinlediğim bazı şarkıların kliplerini aramak geldi içimden. Nasıl yönetmenlerle çalışmışlar bilmek istedim. Şimdi de sizlerle onu paylaşıyorum:

TV On The Radio, “Happy Idiot”

Danny Jelinek tarafından yönetilmiş. Doktor Who' dan tanıdığımız Karen Gillan var klipte. Ben bu şarkıyı dinlerken "tam araba şarkısı" diye dinlerdim yalnız.

Ariel Pink, “Picture Me Gone”

İnsanlar manyak. Bunun yönetmeni de Grant Singer.

Perfume Genius, “Queen”

Cody Critcheloe tarafından yönetilmiş.

Tweedy, “Low Key”

Bu enteresan işte. Nick Offerman yönetmiş. Holivud abileri var. Bu kadar az izlenmesine çok şaşırdım.

Spoon, “Do You”

Fark ettiğiniz üzere, geçen yılın en ağır teması arabalarda kafayı kıranlarmış. Yine de azraille satranç olayını aşmış olmalarından dolayı çok memnunum. Yaşasın ecnebiler. Hiro Murai, bu klibin yönetmeni, geçen yıl bir sürü başarılı işe imza atmıştı bu arada.

BONUS: Too Many Cooks (Beyin yakar)


Uyarmadı demeyin.


27 Nisan 2015 Pazartesi

Ayın 5 Şarkısı

Bu ay aslında Saint Cava' nın şarkısı aldı götürdü her şeyi. Ama öyle böyle değil, yatıyorum onunla kalkıyorum onunla. Çok güzel lan. Ama yine de diğer şarkılar da göz önünde bulundurulmalı kesinlikle. Seveceğinizi tahmin ediyorum.

1. Kid Cudi, Haim - Red Eye
Bu şarkı bu ay bir listede karşıma çıktı. Ne yalan söyleyeyim ilk defa dinledim. Kid Cudi' nin başka şarkılarını bilirdim de Haim' den zerre hazzetmezdim. Ama birlikte pek iyi olmuş.


Not: Bir de Red Eye deyince aklıma Nicole Kidman geliyor...  99' dan beri Red Eye. Bu kadının gözleri neden hep böyle acaba? Hep kafası güzel mi geziyor, yoksa gözünde bir sorun mu var? Ben son filmlerinde vardır diye düşünüyordum ama epey eski filmlerinde de durum bu. Bir de hep yakın çekim yaparlar gözlerine herhalde bir anlamı falan var... ASDFGSDFGH


2. Saint Cava - Forget
İşte budur. Tek kelimeyle.


3. Röyksopp, Robyn - Monument
Meşhur Spotify listelerinin birisinde can yakmakta bu şarkı da...


4. Faun - Diese kalte Nacht
Vazgeçilmezim. İlk çıktığı günden beri dinlerim bu albümü. Bu ay geri dönüş yaşadım. Bir de bir şey fark ettim: Geçen yıl aynı vakitlerde ne dinlemişsem bu yıl da aynı şeyleri dinliyorum. Enteresan.


5. Night on Bald Mountain
İş bulamaz iken iş başvurularını hiç eden HR bölümlerinin ölümlerini planlarken güzel gidiyor. Tavsiye.

Arkadaşlar bu arada Orphan Black' in yeni sezonu başladı. Eğer izleyecek bir şeyim yok diyorsanız mutlaka tavsiyemdir.

9 Nisan 2015 Perşembe

Twitter Fenomenliği İsim Rehberi

Son zamanlarda Twitter' da süregelen bir durumu fark ettim. Aslında çok önceden beri var olan bir durumdu. Ama yeni dikkatimi çekti ne yalan söyleyeyim. Önceden umuruma bile değildi.


Efendim neymiş o durum diyeceksiniz. "Fenomen" isimleri. Ya da fenomen olmaya çalışan insan isimleri. Aynı İstanbullu rock grubu isimleri gibi, bu isimlerde de bir acayiplik var. Ben de üşenmedim, oturdum ve size bu isimlerin bir analizini yaptım. Afiyet olsun.

İlk önce kadın ve erkekleri ayırmam gerekiyor. Sonunda hepsi aynı kapıya çıkacak gerçi. Kadınlardan başlayalım.


1. Kadınsan "hanım, prenses, miss, matmazel ve hatta mademoiselle gibi kelimeleri kullanacaksın. Ama mesela "bilmem ne hanım" değil "bilmem neyin hanımı" diyeceksin. Güdüllü Prensesi gibi. Gönüllerin Leydisi gibi. Ne bileyim, Kitaplığın Hanımı gibi.

2. Üstte verdiğim örneklere dayanarak, eğer ikinci kelimeniz yabancı çağrışımlı ise ilk kelimeniz mutlaka bir köy veya kasaba ismi olmalı. İkinci kelime ne kadar batılı ise ilk kelime o kadar doğulu olmalı. Ya da tam tersi. Bağcılar Leydisi, Zonguldak Ereğlisi Matmazeli, Kızılcahamam Prensesi, Çekoslovakya Teyzesi, bu şekilde yani.

3. Çok garip bir şekilde kadınlar "paçoz, yelloz, yosma" gibi kelimeleri de kullanmaktalar. Acayip...


Gelelim erkeklere:

1. Kadınlar için olan ilk iki kural geçerli burada da. "Bey, beyzade, paşa, efendi, paşazade" gibi kelimeler çok kullanılmakta. Ama işte kadınlardaki gibi bu sefer Güdüllü Monşeri, Kuala Lumpur Paşazadesi gibi kullanacaksınız.

2. Soyadını olduğu gibi kullanan ama ilk ismini yabancı ellerden seçen erkekler de mevcut. Jonathan Mıngıllıoğlu gibi (öyle biri yok, varsa da bilmiyorum). Ricardo Öztürk gibi. Tabii bunun tam tersi de olabilir. Adını olduğu gibi yazıp soyadını değişen olabilir. Ama bu soyadı bu sefer hoşlandığı film karakterlerinin isimleri olabilir. Selahattin Durden gibi.


3. Erkeklerde uydurma kelime uydurup kendine isim olarak seçenler de mevcut bildiğiniz gibi. Asgande Tusgandi gibi isimler uyduracaksın. Biraz halka yaklaştırmak için sonuna başına bey, bay bir şeyler yerleştir işte.

4. Erkeklerde bir de kendi çaplarında esprili şakalı isim adaptasyonlar da çok gidiyor bu sıralar. Marco Paşazade Sezai de mesela. Kül Tigin Recai mesela. İbrahim A. Dumas, Sigmund Necmettin Tüzelkişilik, yardır gitsin, sınırı mı var bunların?


Tüm bunları yaptığınızda insanlar direkt olarak sizin fenomen olabileceğinizi düşünüp takibe alıyor. Tavsiye.


29 Mart 2015 Pazar

Ayın 5 Şarkısı

Bu ay özellikle üç şarkı var ki birazdan paylaşacağım, adeta beni benden aldı. Yok böyle güzel şarkılar. Bir adet eski sayılan ama çıktığı günden beri dinlemeyi kesemediğim bir şarkı var, High Road. Bir de bu ay FX kanalında arada bir gösterilen American Horror Story kliplerini gördüm ilk defa. Orada Jessica Lange döktürüyordu desek yeridir.


1.The Glitch Mob - Our Demons (filous Remix)
Bahsettiğim üç şarkıdan birisi bu işte. İlk defa bir şarkının remiksinin, orijinalinden ne kadar güzel olabileceğini gördüm. Gerçek şarkı da güzel. Ama bunun kadar değil. Bu şarkıda bir Infected Mushroom havası var. Adamı feci sarıyor.



2. Lord Huron - The World Ender
İkinci en sevdiğim ve muhtemelen öbür ay da dinlemelere doyamayacağım bir şarkı The World Ender. Yeni yeni şarkı sözleri de düşmeye başlamış zaten. Açın güzel güzel dinleyin. O gitarlar...



3. Broken Bells - High Road
Hiçbir zaman bende yerini yitirmeyecek bir şarkı. Tüm coverlarını severim. Ama orijinalini ayrı bir severim.



4. Jessica Lange - Gods And Monsters
Jessica Lange, Lana Del Rey' in kaçık teyzesi. Bu kadar mı gider bir şarkı bir insana ya... Televizyonda denk gelirseniz esas klibi izleyebilirsiniz.


5. Half Moon Run - Full Circle
Bahsettiğim üç şarkının son ayağı. Off ki ne off... Bayıldım vokallerine.


Aslında listede bir başka şarkı daha vardı. AWOLNATION' ın Windows adlı yeni şarkısı. Ama Half Moon Run ezdi geçti o şarkıyı. Belki sonra bir ara paylaşırım. İyi dinlemeler.

15 Mart 2015 Pazar

İlişki Açılımı

Etrafımdaki insanların ilişkilerine bakıyorum da durum pek iç karartıcı.

Gözünün içine baka baka sevgilisine her hafta boynuz takan bir İtalyan boi.


Memleketinde sevgilisi olmasına rağmen başka diyarlarda macera arayan elemana "Ok bana uyar" diyen kız.


Kız kardeşi ile birlikteliği olmuş biriyle sevgili olan Kolombiyana.


Düğünden kaçmış ve ertesi ay başkası ile evlenmiş genç.

Sevgilisini 7/24 aldatmasına rağmen sevgilisinin kendisini aldattığını düşündüğü için ayrılmak isteyen arkadaş.


Sevgilisinden ayrıldığı hafta görüşmeye başladığı genç için "bu bakir, olur bunla" diyen kız.

Instagram hesabına "yala beni" diye yorum atan kızlarla görüşen jigolo bey.

İlişki kavramı beyninde oturmamış Malatyalı doktorlar.



Ben iyiyim böyle.

2 Mart 2015 Pazartesi

Ayın 5 Şarkısı

Tabii Şubat erken bitiyor, bunu unutmamış olsam bu yazıyı iki gün önce yayınlamış olmam gerekirdi. Kusura bakmayınız. Kafam pek yerinde değil.

Ama şarkılarım güzel!

1. Sisters - Hush Hush

Ben ömrümde bu kadar kötü bir klip daha görmedim. Şarkıyı piç etmişler resmen. İşte Spotify kullanaydınız size direkt oradan paylaşır, rahat rahat dinlerdik şarkımızı... Neyse.

2. Sohn - Artifice

Geçen yıl bu vakitler dinliyordum. Bu yıl da bu vakitler dinlemeye devam ediyorum. Hayırdır inş.

3. Little Green Cars - My Love Took Me Down To The River To Silence Me


Dinlemeden bir günüm geçmedi. O vokal yedi bitirdi resmen.

4. Hozier - Take Me To Church


Ben size sormayı unuttum. Siz Hozier' e yeterince ilgi gösterip şarkılarını dinlediniz mi? Dinlemediyseniz kafanızı kırmalı. Bu ay tekrar teykmituçörçe dönüş yaptım. Yok böyle bir ses.

5. Wrongchilde feat White Sea - Love Is A Battlefield


İşte tek radyoda dinlerken daha etkili bir şarkı daha... Gözünüzü kapatın öyle dinleyin. Bence güzel bir cover.

Ben en iyisi size Spotify nedir, nasıl kullanılıyor diye bir yazı yazayım. Bazılarınız için hayır işlemiş olurum. Görüşürüz efenim...

27 Ocak 2015 Salı

Ayın 5 Şarkısı

Söz verdiğim üzere bu aydan itibaren her ay yazmaya niyetlenmiş olduğum 5 şarkı listesini hazırladım. İşte sizlere o şarkılar:

1. Sam Smith - I'm Not The Only One


Bu şarkıyı yaz sonunda bir arkadaşımın odasının önünden geçerken duymuştum. Hiç sevmem böyle şeyleri normalde. Hele ki bu adamın önceki şarkısı (Stay With Me) bütün bir yıl baydıran iğrenç ötesi bir şarkıydı. Ama neden bilemiyorum, bu şarkıyı aylardır dinliyorum. Dinlemeyen kalmasın.

2. The Very Best, Mo Laudi - Moto


Nereden buldum, nereden dinledim hatırlamıyorum. Bütün bir ay her gün en az üç kere dinliyorum.

3. Cold War Kids - Lost That Easy


Bu şarkı da bütün bir ay listemden düşmedi. Aranızda çok feci Cold War Kids hayranları var biliyorum. Teessüf ederim hepinize bu şarkıyı önceden paylaşmadığınız için.

4. Nada Surf - Enjoy The Silence


Ne zamandır spotify' da hep karşıma cover'lar çıkıyor. Listelerimde hep coverlar var. Bu ay en çok dinlediğim eski cover'lardan bir tanesi de budur.

5. Dropkick Murphy's - Rose Tattoo


Bu şarkı, Moto' dan sonra en çok dinlediğim şarkı oldu bu ay. Öbür ay da olacak gibi. Dinlenilmeyecek gibi değil zaten.

Aslında baktım da bir sürü şarkı var ama sürekli Twitter' dan on kere paylaşmışım mesela (Algiers evet), o yüzden tekrar listeye yazmak istemedim. En azından bu ay. Belki öbür ay paylaşırım onları. 

Bays.

13 Ocak 2015 Salı

Ondan Bundan Vol.11

Yeni yılın ilk ondan bundan muhabbetini yapabildim sonunda. Blog ile ilgili düşüncelerim var ne zamandır. Bu yıl onları gerçekleştirmek için biraz daha fazla çaba göstermem gerekecek. Ama blog ile ilgili hiçbir şeyi zorla yapmıyorum, o yüzden sorun olacağını sanmam. 


Listelere daha fazla abanmam gerektiği söylendi bir ara o yüzden listelere odaklanıyorum bu yıl. Her ay 'Ayın 5 şarkısı' diye bir liste yapmak var kafamda. Ama bu liste yeni çıkan şarkılardan oluşmayacak tabii ki. En nefret ettiğim şey yemeden içmeden kesilip millete ilk çıkan şarkıları paylaşmak olur zira. Ben o anki ruh halime göre, kafama göre iş yapmayı sevdiğim için bu liste de haleti ruhiyemi içerecek. Spotify kullandırmaya alıştıramadığım için size hala, bir başka şekilde paylaşacağım şarkıları.


Bir diğer liste de her ay yapmayı hedeflediğim sevdiğim, sevmediğim şeyler listesi. O ay en çok ne gitmiş, o ay en çok neyden nefret edilmiş onları yazacağım. Bakalım ne kadar aynı kanaldan gidiyoruz sizlerle. 


Geçen gün Nedjima' da otururken abimin bir arkadaşı geldi. Adam nasıl bir sevgili istediğini sıraladı. Güzel olacakmış, akademik başarıları olacakmış, felsefeden anlayacakmış, faşist olmayacakmış, ayrımcılık yapmayacakmış, elemanla siyasi tartışmalara girebilecekmiş. Daha uzundu aslında liste, bir yerden sonra dinlemeyi kestim. O arkadaşa da sipariş usulü sevgili arayışında başarılar diliyorum. Umarım aradığını bulur.


9 Kasım 2014 Pazar

Odaklanmak

Son zamanlarda dikkatimi toparlayabilmek için günler geceler geçmesi gerekir oldu. Zaten buraya geldiğimden beri bu Amerikalıların dillerinden düşüremediği "procrastination" olayının kitabını yazar oldum. Artık buranın havasından mıdır suyundan mıdır nedir?


Tabii her insanın farklı bir yapısı var, herkeste işe yarar mı bilemem ama size benim odaklanmamı sağlayan şeyleri yazmak istedim. İşiniz düşerse denemekten çekinmeyin.

1. Kahve

Ne zaman sütlü bir kahve içsem dikkatimin %70' ini toplamış oluyorum zaten. Eskiden Türk kahvesi de içerdim ama son zamanlarda fark ettim ki Türk kahvesi içtiğim günlerde çevirdiğim sayfa sayısı, normal kahve içtiğim günlerdeki sayfa sayılarından çok daha az. E tabii araya fal giriyor, faldan çıkanlara kafa yorma giriyor dikkat mikkat kalmıyor tabii.


Damla sakızlı kahveleri öneririm.

2. Saat

Günün hangi saatinde daha fazla odaklanabiliyorsak o saate abanacağız. Benim için gündüz 08-10 arası, akşam 18-20 arası ve 02-05 arası mükemmel. Geri kalanı tırt. Herkeste vardır bir saat çok iyi işleyen.


Özellikle akşam 18-20 arası üç günlük işi bitirebildiğim görülmüştür.

3. Liste

Bazı insan üstü yaratıklar her saat ne yapacaklarını yazıyor, hiç öyle olamadım malesef. Ama ufak bir not defterim var "Markete git", "Çeviriyi bitir", "Blog'a yazı koy" diye şeyler yazdığım. Yanına tik attığım zaman duyduğum hazzı tarif etmem mümkün değil. O yüzden liste de en önemli tavsiyelerden.


Sırf tik atmak için madde uydurduğum da doğrudur.

4. Açlık

Bu işte size yarar mı bilmiyorum. Ama ben aç karnına süper odaklandığımı fark ettim. Herhalde çocuklukta "Yemekten önce ödevi bitirirsen akşama gezmeye gideriz" diye gaza getirmelerinden kaynaklanıyor. Yeter ki iş bitince yiyecek bir şeyiniz olduğundan emin olun.


Bu da zaten benim neden 18-20 arası iş yapabildiğimi gösteriyor.

5. Hareket

Bunu da son zamanlarda aldığım dambıllara borçluyum. Masa başında az biraz hareket tüm dikkati toplamada birebir. Çünkü işi bitirmeden daha zor bir şey varsa o da vücudu çalıştırmaya zorlamak olsa gerek.


Kol kası yapmak da cabası.

Her türlü önerilerinize açığım dikkat toplama ile alakalı. Akıl akıldan üstündür.

Alın bu da kedi:


5 Eylül 2014 Cuma

İstanbullu Gruplara Alternatif Şarkı Sözleri

Ekşicilere rağmen İstanbulluları bombardımana tutma fikrini beğenen arkadaşlarıma selam olsun. Onlardır ki istediler bir başka yazı "Istanbullu gruplar" hakkında. Ben de önceki yazıdan biraz bahsettiğim bir konudan gireceğim. 

Bu dersimizde İstanbul çıkışlı grupların şarkı sözlerini ele alacağız gençler. Grubunuzu kurdunuz. Sıra şarkılara geldi. Nasıl şarkı yazmalısınız? İstanbullu gruplar nasıl şarkı yazar? Başlamadan önce unutmayın. Beyzadelik şart!


Kural 1: Ne yaparsanız yapın, mutlaka ama mutlaka bir şarkınızda Istanbul deyin. Çok alakasız bir yerden gelse de (mesela "Bir ben miydim uğruna yanan aşkının, Istanbul şahit bu alçak yangının") mutlaka bağlayın İstanbul' u bir yerine o şarkı sözünün. İstanbul şahit olsun, İstanbul sebep olsun, İstanbul dövsün, sövsün, sevsin, üçüncü tekerlek olarak mutlaka ilişkinde bulunsun. Gören desin ki ilişkin İstanbul' la. Karşıdaki yalan dolan, sen esas onu istiyorsun. Rimelleri falan aksın İstanbul'un.

Kural 2: Bol bol "Ben" deyin. Ben kelimesini bir şarkıda 10' dan az kullanan grup İstanbullu olamaz çünkü. Eğer kelimeyi kullanamıyorsanız da sorun değil. Tekil şahıs eki olan -m harfini hayvan gibi vurgulayacaksınız. DöndüMMM, geldiMMM, bildiMMMMMMM. BENNNNNNN BENNN! BANA SORACAKSINIZ.


Kural 3: Kibar konuşun. Hiçbir İstanbullu "Beni bu işe alıştıran senin yavşak enişten" diye şarkı sözü yazmaz. Ayrıca kelimeleri de kıra kıra söyleyeceksiniz. Yapacağım değil yapıcaaam diyeceksiniz. Bütün memlekete örnek oluyorsunuz konuşmanızla çünkü. Locanın lokumlarını lokma lokma yiyeceksiniz, değil demeyeceksiniz diil diyeceksiniz. Bedava diksiyon dersi "vericeksiniz". Bir Istanbullu grup olarak asli göreviniz budur.

Kural 4: Şarkının konusunu kesinlikle ortaya koymayacaksınız. İsteyen istediği yere çekebilecek. Dansöz gibi kıvıracaksınız. "Şair burada kime sesleniyor" diye soracak insanlar size. "Su içerken sevgilinin gözünden yaş gelmesi" temalı bir siyasi şarkı çıkarın karşıdakine. Önemli olan bozuntuya vermemek, ne yaptığınızı biliyormuş gibi davranmak. Unutmayın, sanat sanat içindir. Ve siz İstanbullusunuz. Geri kalan köylülere dert anlatmak için kasmayın.


Kural 5: Sivaslı kızları hedef alacaksınız. İstanbul' da yaşayan bir Sivaslı kız ne sever, ne giyer, ne yer, ne içer. Bilemiyorsanız da onların hoşuna gidebilecek bir iki eşya bulun. Şarkınızın adı da bu olsun. Ojeler rujlar havada uçuşsun. Sigaralar, kahveler ve sıcak şaraptan vazgeçmeyin. Ha bunları sadece Sivaslı kızlar sevmiyor, farkındayım. Ama hedef kitleniz bir İstanbullu olarak Sivas nüfusudur. 

Kural 6: Sevgilinize "bundan sonra işler böyle" temalı bir şarkı yazın. Bundan böyle kanmam sana deyin, bundan böyle sen söyle...

Kural 7 (Yediveren Kuralı): İstanbullu gruplar çimen demeyi çok sever. Çimen deyin, bulut deyin, martı deyin, rüzgar deyin. Gül deyin. Mümkünse yediveren deyin. Yedi İstanbul'un kutsal sayısıdır. Yediverensiz şarkınız olmasın. Bir tane mutlaka bulunsun repertuarınızda. Hayat, kader, ama biz mutluyuz, güller ve çimen lay lay, ah oh, biraz da orama...


Kural 8: Yapsa, etse, olsa... Keşkeler, aman dikkatler, şarkı sözü değil dilek ağacı dikin. Aman aman deyin. Belirsizlik katın, olmuş gibi konuşup yoksa diye bağlayın...

Kural 9: Şarkı içinde dikkat etmeniz gereken bir başka şey de şarkınızda nesneleri kullanmak. Aklınıza ne gelirse. Yatak yorgan, yastık, cımbız, törpü, elma, armut, domates, biber, patlıcan. Şarkıda kahvaltı edin, çay için, sigara dumanını rüzgara üfleyin. Sevgilini adeta sigaraya boğacaksın gerekirse. Ama çok ekstrem bir örnek tabi o. Biz yatak ve yorgana sadık kalalım şimdilik.

Kural 10: Son olarak şarkının adına gelelim. İstanbullu gruplar, grup ismi olarak 3 ila 8 kelime arası zincirleme tamlamaları seçse de, şarkı isimlerini mümkün olduğunca kısa ve nesnel tutarlar. Tek kelime olsun. Mümkünse Sivas kızları referanslı bir nesne ismi olsun. Kızlara odaklanın. Kızların "ay ne şeker" diyeceği isimleri seçin. Bir kızın köpeğine isim seçer gibi şarkınıza isim seçin. Günlere odaklanın. Dün, bugün, yarın... Pişman olmayacaksınız.

Bu maddeler ile harika şarkılar yazabiliriz. Ben yazdım bile bir tane. Şarkının adı Istanbul da olabilirdi. Ben 'Bugün'ü kullanmayı uygun gördüm.


Bugün (Madde 10)

Istanbul yorgun bugün, sokakları ağlıyor (madde 1)
Ne yapsaM edemeM ki seni mutlu (madde 2, 4) 
Gözlerindeki hayalleri anlıycaM bugün (madde 2, 3)
Bir şans vermeli bugün Istanbul sokaklarına (madde 1 ve oha olay çıktı sokağa çıkıyoruz madde 4)

SigaraMın dumanından bulut yaptıM bugün (Sivas mode madde 5,2)
Rüzgarına umutlarıMı bıraktıM bugün
Ağlamıycak (madde 3) bundan sonra Istanbul (madde 6)
Yediverenlerle dolUcak sevgimiz (madde 7,4,2)

Istanbul bulsa BENi (madde 1,8)
Koysa başımı yastıklara (madde 8,9)
Sevse bugün Istanbul yormasa (madde 1,8)

Afiyet olsun.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Güzel Kızlar

Holivudun bazı hanım ablaları çohgzeller hakkını vermek lazım. Hem oynadıkları filmler güzel, hem kendileri güzel, hem her bir şeyleri güzel işte. Allah özene bözene yaratmış. Yürü ya kulum demiş, ben seni kollarım panpa demiş resmen. Kıyak geçmiş, torpil yapmış bizden almış onlara vermiş. Bir grup çirkinin şansını çekmiiiş bunlara pompalamış.. Bak şimdi sinirlendim. Terbiyesiz bizden niye alıyon onlara veriyon? Biz insan değil miyiz? Çok kırgınım şuan yazıyı her an bitirebilirim.

Neyse isimlerini vereyim şu paçozların da gözünüz gönlünüz açılsın.

Emily Blunt

Bana bu ablanın bir tane kötü filmini söyleyin. Aksanından tut gözlerine, duruşuna, tüm filmlerinin hastasıyım. İzlediklerim kadarının diyelim en azından. Bence bu hatunun yanında Zooey Deschanel, Anne Hathaway ve hatta Scarlet Johansson halt etmiştir.(Hepsinin adını yazarken gugıla baktım)

En güzel filmi Young Victoria.




Jennifer Lawrence

O bir Mystique, o bir "Catnip", o bir dünya güzeli. Onun da oynadığı her film güzel. 


En güzel filmi Winter's Bone ve Hunger Games.





Kaya Scodelario

Tabii siz Skins izlemediğiniz için bilmezsiniz bu kızı. Beş yaşında falan olsa gerek şuan hatırlamıyorum yaşını falan. Ama güzel bu da, o rolde de güzeldi. Her yerde güzel. Allah kahretmesin..

Skins haricinde Uğultulu Tepeler'de oynayır..




Mia Wasikowska

Jane Eyre'e Rochester (Fassbender belirteyim yanii) Jane'i öpmek için eğilir bu da "Üşüdüm" ben der tin tin yürür ve gider. Rochester da orda mal gibi kalır. O kaa güzel bi sahne ki.Abla güzel, filmleri güzel.


En iyi filmleri Jane Eyre, Restless.


Elizabeth Olsen

Olsen ikizlerini topla on ile çarp, aradan uyuzluklarını ve medya maymunluğunu çıkar üstüne bir de daha güzel bir gülüş ekle işte o. Ablalarından milyon kat güzel, milyon kat şirin, milyon kat daha iyi filmleri var. Daha nolsun..
En iyi filmi (Oldboy tekrar çekilene kadar) Martha Marcy May Marlene.

Dakota Fanning

Bazıları şanslı doğuyor işte anam, dediğinizi duyar gibiyim. Bence daha fazlası. Bir de kardeşi var bunun tam bir maymun o. Dakota zarif, şık, güçlü bir ifadeye sahip. Diğeri gibi sonradan çıkmalarını nereye koyacağını bilmemezlik etmiyor.


En iyi filmi The Secret Life of Bees, Runaways, Uptown girls.. (tıvaylayt deeermişim kdshgdh)




Yazmadığım bir iki isim daha var. İlki Kirsten Dunst. Eskimeyen bir yüz. Onun da filmleri her daim iyidir. Güzeldir, zariftir, gözleri her an bir yaramazlık yapacağıymış gibi bakar. Rashida Jones var, Parks & Recreations izleyene kadar kimdir nedir bilmezdim (hatta orada Amy Poehler'in bir sözü var -Melting pot'un en güzel örneğisin- şeklinde hakkaten öyle). Rose Byrne, Felicity Jones gibi cici kızlar.. Marion Cotillard gibi ablalar...

En iyisi miii bunun bir ara da erkek versiyonunu yapayım.

17 Nisan 2012 Salı

Royal Filmler

Herkesin gizli bir popisi vardır, kimi evde İsmail yk dinler, kimi aslında sıkı bir One Direction hayranıdır, kimi toptur falan. Benim popim de İngiliz filmleri izlemek. Böyle lordlar leydiler falan o biçim. Zaten toplasan 15 tane film var öyle izlenebilecek. Ya da var ama ben bilmiyorum henüz. Bulursam onları da izlerim. Bildiğiniz varsa paylaşın.

Elizabeth (1998)
Cate Blanchett Kraliçe Elizabeth rolünde. Anladığım o ki, bu İngilizler Kraliçe Elizabeth hakkında büyük bir ayırım yaşıyorlar. Bir kısım Elizabeth'in ne harika kraliçe olduğunu savunmakta, bir kısım da ne büyük bir şıllık olduğunu. Bu film ne büyük kraliçe olduğunu savunanlardan. Filmde ayrıca Geoffrey Rush ve Ralph Fiennes gibi isimler de var. Zaten bu filmlerde oynayan adamlar genelde aynı, o yüzden tüm figüranlar bu listedeki çoğu filmde var. Filmde kraliçenin henüz tahta geçtiği yılları anlatıyor. Milletin, ablası Mary (Bladimeri) tahttayken nasıl buna sırtını döndüğünü ve o tahta geçtikten sonra nasıl alay ettiklerini anlatıyor. Filmin ayrıntısı: Marry'nin cüce soytasını (Philippa Gregory'nin 'Kraliçe'nin Soytarısı'ndaki olduğunu farz ettiğim) Marry ölür ölmez Elizabeth'in yalakası olması, Norfolk Dükü'nü oynayan adamın performansı sayesinde nefret ve samimiyet duygularını aynı anda yansıtması, Elizabeth'in en sonunda halkının arasına çıktığında o insanların karşıdaki sanki bir tanrıçaymış gibi eğilmesi... Mükemmel sahneleri mevcut. En mükemmel sahnesi dans sahnesi.



Sense and Sensibility (1995)
Filmde Alan Rickman, Emma Thompson, Kate Winslet, Hugh Laurie, Hugh Grant ve Harriet Walter gibi isimler var. Sadece bu sebepten bile izlenir. Babaları ölen 3 kız kardeş, üvey abileri ve yengelerine kalan miras yüzünden kapıda kalırlar. Bu kardeşlerden 2'si hakkında geçiyor film. Büyük olan Elinor çok mantıklı, evin geçimini sağlarken kendini unutmuş bir kızdır. Etraftakiler evde kalmış diye adını çıkarmıştır (zaten bu filmlerde 25 yukarısı evde kalmış 30 yukarısı bir gözü toprağa bakıyordur). Diğer kardeş zaten ablasına fırsat bırakmayacak şekilde şımarık aaay aşık olayım amaaan şiir okuyayım piyano çalayım laylay tipli bir kızdır. Film boyu bu kız hep aşk meşk davasında taş gibi Alan Rickman'ı görmezden gelir ona kötü davranır seni çileden çıkarır. Büyük kız da yengelerinin kardeşi Edward'a aşıktır. Çok seviyeli bir muhabbetleri olur bu insanların. Ama hep bir yanlış anlaşılma vardır hep aralarına giren bir şey vardır. Filmin ayrıntısı: Harriet Walter'ın kankasının kendi kardeşine aşık olduğunu öğrendiği andaki geçirdiği sinir krizi, Emma Thompson'ın geçirdiği sinir krizi (aşağıdaki değil), Alan Rickman'ın kapı ucunda Kate Winslet'in piyano çalışını dinlemesi.



Persuasion (2007)
Antony Head ve Sally Hawkins (şirin ingiliz kız) haricinde benim pek tanıdığım oyuncu yok. BBC filmlerinde genelde öyle oluyor zaten. Burada da evde kalmış bir kız var. Jane Austin kitabı ne beklersin, illa ki bir evde kalmış kız olacak. Elliotlar Anne (En o anne değil) Elliot hariç çok burnu havada çok ukala kendilerini çok büyük bir bok sanan salak üç tane asilzadedir. O kadar salaklardır ki edindikleri borç yüzünden hor görüp kızlarını (Anne) vermedikleri askerin ailesine evlerini kiralamak zorunda kalırlar. Eee gün gelir devran döner şeklinde bir film. Anne zamanında Frederick Wentworth ile aşk yaşamış ama hem babası hem vaftiz anasının onu ikna etmesi üzerine ayrılmışlardır. Zira Wentworth savaşa gidecek bir askerdir, ailesi asil değildir, evlilik uygunsuzdur. Amaa yıllar sonra Wentworth'ün ablası Anne'lerin evini kiralayınca o savaşta ailece ne kaa zengin oldukları ortaya çıkar. Fred çok katıdır hiç yüz vermez Anne'e. Ama filmin sonunda buzlar erir, gecikmiş evlilikleri gerçekleşir. Filmin ayrıntısı: Antony Head'in yemek yiyişi.

Jane Eyre (2011)
Canımın içi Mia Wasikowska ve saçları oynuyor bu filmde. Bass Fender bir de. Bildiğin Jane Eyre. Filmin ayrıntısı: Küçük Jane kuzeninden saklanırken kuzeni bunu bulur ve kafasını daaan diye kenardaki pencere mi kapı mı nedir onun koluna vurması. O kadar gerçekçi ki izlemen lazım. Mia'nın tıngır mıngır yürüyüşü. Bir de Judy Dench.




Pride & Prejudice (1995)
Keira'lı köşeli çene yerine şirin mi şirin Jeniffer Ehle'nin oynadığı Mr. Darcy'nin Colin Firth olduğu mikemmel dizi. Dizinin geri kalanı çirkin insanlar. 6 bölümlük dizi. Bir oturuşta izlenir. Dizinin ayrıntısı: Jeniffer Ehle'nin her daim her olaya güler yüz ve sakinlikle karşılık vermesi. Aşağıdakinin ilk 2 dakikası gibi.




Northanger Abbey (2009)
Bu filmde de şirin bir kız olan Felicity Jones oynamakta. Sıradan bir ailenin genç kızı Kate zengin komşuları tarafından Bath'a davet edilir. Çok roman okuyan bir kızdır aklı beş karış havadadır. Zengin bir askerin oğlu Henry Tilney ile tanışır. Ama Bath'taki maceraperest tipler Kate'i zengin komşularının kızları olduğunu ve o kişilerinde çoooook zengin olduklarını düşünüp başına ekşirler. Filmin ayrıntısı: Bath zenginler için tehlikeli bir yer kardeş. Ha bir de muslinin metresi 5 şilin olabilir fazla para vermeyin. Bir de şu söz "No vampires no blood. The worst crimes are the crimes of the heart." Kepitıl!

The Young Victoria (2009)
Kraliçe Viktorya, ilk zamanları, çok sevgili Prens Albert ile (sakın google'da aramayın. ben aradım pişman oldum) aşkı, evliliği, Lord Melbourne falan... Gayet güzel bir film. Hele benim gibi Emily Blunt'a aşıksanız kesin izleyin. Filmin ayrıntısı: Lord Melbourne'un kralın doğungününe gittiğinde ve adının anons edildiğinde kadınların tepkileri, Viktorya ve Albertın ilk valsi (hele Viktoryanın o kayışı), "Don't underestimate Victoria" "Don't underestimate Melbourne", Sör Conroy'un her sahnesinde etrafında uçan sinek, Viktoryanın Alberta evlenme teklif etmesi, kraliçe olduğunda verdiği ilk emir.




Marie Antoinette (2006)
Sofia Coppola'nın en sevdiğim filmi. Yok böyle bir film. Filmin her noktası ayrıntı. Hangi birini anlatayım. Milyon kez izlemişimdir. Yukarıdakilerin hiçbirini izlemeseniz bile bunu mutlaka izleyin derim. Filmin ayrıntısı: ilk sahnesi, ayakkabı denerlerken arada görünen mavi converse, saraydaki kadınların kraliçe gelmeden 10. çocuğunu doğururken ölen kadından konuşurken kraliçenin gelişiyle 180 derece mod değişmeleri, pötitriyanonda gitar dinleyişleri, prenses yumurtaları pis görmesin diye temizlenip yerlerine konuşu, her gün yedikleri yemeklerin duruma göre değişmesi, İsveçli kont. Hatta o kontu oynaması için Tom Meighan'a teklif gitmiş (Kasabian solisti) ama o kabul etmemiş. Güzel film.




Daha başka filmler de var Vanity Fair, A Room With A View gibi... Vanity Fair salak bir film. A Room With A View'de de pipili adamlar var.. Amazing Grace her ne kadar dönem filmi olsa da bu listenin filmi değil. Anonymous'ı ayrıntıları bulacak kadar çok izlemedim henüz. Öneriniz varsa beyle izlerim ama lütfen çıkıp da Boleyn Kızı falan demeyin pls. .S .S

25 Ekim 2011 Salı

En iyi 5 Kasabian Şarkısı



Başlığa parantez açıp "şu anki haleti ruhiyeme göre" demeli.

Lastfm listelerine önem veririm. İnsanları varsa lastfm sayfalarına ve oradaki dinledikleri sanatçı sayısına göre değerlendiririm. 2008'den beri abonesiyim ve iyi ki de öyleyim, lastfm kadar güzel siteler az bulunur. Neyse yeter bu kadar reklam.

Buradaki listeler genelde kolay kolay değişmez. Bir insan neyi seviyorsa onu dinler sonuçta, lastfm de bu dinlenilen parçaları kaydeder ne kadar dinlemişsin hepsini bünyesinde tutar. Benim de oldukça uzun bir zaman 1 numara kalan bir grubum vardı. Kasabian'a kadar.

Bünyemi sardığı andan itibaren lastfm listelerimi alt üst eden, bodoslama ilk sıraya yerleşen grup oldu kendisi. Neden oldu, nasıl oldu bilmiyorum ama bir anda en sevdiğim grup oldu.


Kasabian'ı nasıl mı seviyorum?

-Kasabian bir içecek olsa onu su gibi içerdim. Yemek olsa en sevdiğim yemek olurdu.

-Kasabian, benim için bir 4 yıllık bölüm, master ve doktora sonrası asistanlık alarak hayatımı adayacağım bir dal olurdu.

-Kasabian bir insan olsa sonuna kadar peşini bırakmaz onunla evlenirdim.

-Kasabian, 40'ını geçkin rakçıların bayramlık kırmızı pabuçları onlar için ne ise benim için de o olurdu.

-Kasabian bir kitap olsaydı, her satırını her harfini ezberlerdim. Bir film olsaydı bütün replikleri bilirdim.

Bu yüzden Kasabian için bir liste hazırladım. En iyileri listesi (tabii bana göre).

Not: 1 numara hariç hepsinin derecesi gözümde aynıdır.
Not2: Tekrar diyorum: Bu listeyi şuanki ruh halime göre düzenledim. Bütün şarkıları benim için listelik.



5. L.S.F.



4. Fast Fuse




3. Club Foot




2. I.D.

Bu şarkının canlı performansını değil albüm kaydını dinlemenizi tavsiye ederim ilk olarak.



1. Acid Turkish Bath (Shelter From The Storm)

Son albümünden bir şarkı. Çıktığı dakikadan beri bir numaram.





Not3: Resim ararken Tom Meighan'ın bir resmini buldum. Bu resimde hoş çıkmış ama normalde öküz gibi çirkin bir adamdır.

14 Nisan 2011 Perşembe

En Bayık 10 Mekan Şarkısı

Gittiğimiz her ortamda illaki çalan bir grup şarkıdan artık o kadar nefret ediyorum ki, onları deşifre etmeye karar verdim. Bu şarkılara eşlik edeni dövelim!

not: Bu liste, ilk çıktığında güzel olup, sonradan çalına çalına iman gevremesi yaşatmış bir takım şarkıdan oluşmuştur. Türkçe şarkılar tenzih edilmiştir, zira bütün Türkçe şarkılar bu listeye girebilecek durumdadır.

10. Goo Goo Dolls - Iris

Bu Allahın belası şarkı her romantik ortamın fon müziğidir. Bir zamanların "Issız Adam"ı tadında bir Meg Ryan filminden kalmadır. Şarkı esasında güzledir, ama gına gelinmiştir, bıkılmıştır...




9. Radiohead - Street Spirit

Neden bilmem, Radiohead'in bir çok ortamda gül gibi gidecek şarkısı varken, bir grup mekan sahibi bu şarkıyı çalmakta ısrarcılar. Belki aralarında bir mesajdır, gizdir, bilemedim.




8. Coldplay - Clocks

Bu şarkı da çaldığı her ortamda bulunan grupsal ergenlerin "kavırlayalım yeaa" demesine, ya da kişiliği oturmamış gropie çakması yaşı geçkin hatunların "piyanoda çalıyom ben bunu yeaa" demesine imkan sağlamış bir şarkıdır. Allah sahibine bağışlasa, her mekanda çalmasa negzel olur di mi?





7.Cat Stevens - Wild World

Sadece mekanlarda çalınmakla kalmayıp ana haber bültenlerindeki tüp bebek haberlerinin fon müziği olma ünvanına sahip güzide şarkı. Eminim Cat Stevens tüp bebek haberlerine fon olsun diye yapmıştır bu şarkıyı. . . UU beybi.. Şarkının orijinal haliyle, Skins versiyonunu birlikte atıyorum. Skins izleyin. http://www.youtube.com/watch?v=edE3cEhM0Mg

Orijinali:




6. Eagles - Hotel California

Yorum yapmaya gerek var mı? Feyste falan paylaşmayın diye link bile atmıyorum.



5. Nirvana - Smells Like Teen Spirit

"Nirvana hacı yhaa" diyen kızların çıkmasına sebep olmuş şarkıdır. Her mekanda mutlaka ama mutlaka çalar. Hatta o mekanda uzun oturursanız 2 kere bile çaldığına şahit olabilirsiniz. Tori Amos'tan dinlemediyseniz diye linkini atayım diyorum: http://www.youtube.com/watch?v=SaUL_7H7r40

Orijinali:




4. Red Hot Chilli Peppers - Californication

Ya da Otherside, fark eder mi? Her mekanda kesin çalan şarkılardan ikisi de. Hiç şaşmaz.





3. Metallica - Whiskey In The Jar

Böyle özellikle, cumartesi akşamları ağzına kadar dolu olan ve muhtemelen birilerinin doğum günlerinin kutlandığı vakitlerde heeyöööö diye milletin eşlik etmeye çalışıp boka batırdığı şarkıdır. Metallica videosunu paylaşmaktansa Dubliners'ı tercih ederim. Buyrun:





2. Rammstein - Du Hast

Bu şarkının ilk sırada olmamasının tek sebebi, raklı metalli yerlerde çalması, diğer nargilecilerde çalmamasıdır. Oysa, Seda Sayan bile çok kullanır bunu fon müziği olarak. En çok kavırlanan ergen şarkısı olmasının yanı sıra, Rammstein tarafından çalındığında herkesi ergenleştiren ve eşlik ettiren şarkı olma özelliği de vardır.





1. Franz Ferdinand - Take Me Out

Tartışmasız bir numaramız çıktığı günden bu yana hiç ara vermeden her mekanda günde en az bin kere çalınmasıyla meşhur, dillere pelesenk Take Me Out. Ayseeed yudonnov, yuseed yudoonnooov, ayseeeeeed.....................