otobüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otobüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2015 Salı

Otobüs Kıroluğu

Sabah 135 otobüsüne tıkış tıkış hepimiz bindik. Aman yarabbi ne neşe, tarifi mümkün değil. Ama insanlar saygılı oluyor otobüste neden bilmem. 407' ye bin mesela hır gür kavga, 135 dedin mi herkes birbirine iyi günler diliyor, herkes güler yüzlü vesaire...

Hamile bir kadın bindi. Kadın her an üzerimize doğurabilirdi. Gıkını çıkarmadı kadın bana yer verin, diye. Kimsenin gözüne gözüne bakmadı taciz edercesine. Gayet sakin bindiği arkadaşıyla muhabbetini ediyordu, arkalara ilerlemeye çalışıyordu.

Garibim, ayaktaki bir adam oturan bir insan müsveddesine "Hanımefendi hamile acaba yer verebilir misiniz?" dedi. Ama sessizce, kimseye duyurmadan, kimseyi rencide edecek şekilde değil. Hani belki görmemiştir, belki farkına varmamıştır diye düşünerek. Çünkü o anda kim görse kadını yer verirdi bu kadar basit. İnsanlığa giriş 101.


Oturan hıyar, ayaktaki adama yavşak yavşak bakıp "Cık" yaptı ve yavşak yavşak gülüp önüne döndü. Adam şok. Ben şok. Benle birlikte birkaç kişi daha şok. Hamile kadının olaydan haberi bile yok, aman zaten olmasın. Böyle kıroların olduğu yere çocuk doğurmam diye depresyona girer, sütü kesilir mazallah bin türlü şey olur.

Ulan gavat, ulan hıyar! Onun bunun çocuğu. Cık ne lan? Mağara adamı bunlar yemin ederim, her sabah ayrı bir olay bu çomarlar yüzünden.

- Vay yavşak, dedim. Duydu ama hiç arkasını dönüp bakmadı bile. Kendinden bahsedildiğini biliyor, pustu kaldı. Biliyor ki olayı büyütse linç edilecek. Herkes ters ters baktı adama ama hamile ayakta kaldı, iki durak sonra insanlar indi, bitti gitti.

Şimdi bu blogu okuyan cemaate sesleniyorum: Kavga edecekseniz sabah edin. Sabah edilen kavgaları kaybetmenizin mümkünatı yok. Çünkü karşındaki ya harbi yavşak, ya da daha uyanamamış ama işine gücüne giden sakin insanlar. Ne dersen hepsini yapar bu ikinci kategori. Mesela o ayaktaki adam "Ne diyon sen ulan orosbu çocuu" diye adamla kavga çıkarsaydı bütün otobüs o oturan adamı linç edecekti, şöför dahil. Tedirgin olmayın, pişman olmayacaksınız. Sesinizi sabah çıkarmazsanız akşam hiç çıkaracak haliniz kalmaz. Hakkınızı koruyun, etrafınızdaki insanlara iyilik edin, piçlik eden onun bunun evlatlarına da hak ettiği sözü söyleyin. Defalarca kez dedim, yine diyorum: Kötüye kötü demekle ağzınız kir-len-mez!

9 Kasım 2015 Pazartesi

Otobüs Gerginliği

Arkadaş anlam veremiyorum!!! 

Mesela bir insan neden dolmuşta 20 kere ossurur? Biliyoruz kim olduğunu da üstelik, yellene yellene gidiyor abi.


Bir başka mesela da neden bu insanlar arkaya ilerlemez. Tabii arkaya ilerlemeden kastım konserve balığa dönmeden, insanın özsaygısını fordlamalar ile kaybetmeyeceği bir ölçüde ilerleme. Ablam mel mel bakıyor camdan dışarı, dikilmiş ortaya. Ulan kör müsün, ulan sağır mısın?

Bir diğeri de çocuklu abla. ZORUNDA MIYIM? Sadece zorunda mıyım? Sana yol vermek, bebene kucak açmak, bizzat senin üzerime oturmanı sağlamak zorunda mıyım? Haddini bilemeyeceksen, çocuğuna o sınırları öğretemeyeceksen saat 08:50' deki 413'te ne işin var senin?



Çok fazla söylenmemeli, çok fazla eleştirmemeli insanları farkındayım. Ama bir lafım da çok fazla ilerleyene. Ablalar abiler, sen o otobüste insan gibi ulaşım için bir para verdin. Sen sadece o güvenli ve insani ulaşım hizmetini satın aldın. Kucak dansı satın almadın. Niye fırsat veriyorsun? Sen sınırını çizersen eninde sonunda o şerefsiz şöför parçası da doldurmayı kesecek insanları.

Şerefsiz şöför parçası demişken insanların bana sinirleneceğini şimdiden hissediyorum. "Onlar emekçi bık bık"... Eşeğe altın semer vursan eşek yine eşektir, o hıyarlar da birilerinden torpille belediyede kendine iş bulmuş bir eşektir. Bu kadar açık. Daha ne kadar derine inip de ebelerine küfredeyim?


Agresyon tepelerde, bulaşmayın.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Kıroluk Özeti

Sizinle bir şey paylaşmak istedim. Haftasonu gittiğim San Francisco gezisinde otobüse binmeden bir Türk gördüm. Çok belli Türk olduğu bazı insanların. Direkt insanların götüne bakmalarından mı dersin, direkt bir muhabbet kurmaya çalışmalarından mı, giyimlerinden mi kuşamlarından mı artık her nedense... Kolombiyalı arkadaş ile ne zaman birisini görsek "Bu Türk, bu değil" diye direkt ayrımını yapabiliyoruz. Neyse. Otobüse bindik. Bu eleman direkt bizim arkadaş Gabriel' e (Brezilyalıdır kendisi.....) "Türk müsün" diye sordu.


Şimdi iki önemli nokta var. 

1. Tanımadığın bir adama gidip "Türk müsün" diye sormanın nasıl bir mantığı var? Adam bir bok anlamadı, ne diyeceğini bilemedi. Niye öyle dedin şimdi yani?

2. Diyelim ki adam Türk. Sana ne amk. Bilmek zorunda mısın? Sırf Türk diye birini taciz etmek zorunda mısın? Sen Türkiye' de yolda gördüğün herkesi bu şekilde taciz edebilir misin? 

Neyse hiç oralı olmadık, bu geçti yerine oturdu. İsimlerimiz kontrol edilirken lanet olsun ki benim Türk olduğumu anladı. Ve gelen sorular aynen şu şekilde, aralıksız "Aa napıyosun burda, nerde kalıyosun, yaşın kaç, gayet küçük duruyosun"....... Sana ne amk. Sana ne amk!!!


Kıro adam her yerde kıro, orası kesin. Ama Amerika'ya gelen Türk adamların yüzde 80'i ayrı bir kıro. Manyak bir özgüven patlamaları var bir kere. Zannediyorlar ki kendileri Amerika' ya gelince artık her şeyi yapabilirler. Tüm kızlara yavşayabilirler, tüm insanları muhabbetleri ile taciz edebilirler, her türlü yarak kürek muhabbeti yapabilirler, kolay yoldan para kazanabilirler, insan kazıklayabilirler vb. Zannediyorlar ki, sırf Türk olduğun için en yakın kankası olabilirsin, her şeyi seninle konuşabilirler, her türlü yavşak muhabbeti çekebilirler yanında. Bir sürü mükemmel Türk'le de tanıştım tabii. Aklı başında, ne yapmak istediğini bilen, çabalayan, çalışan, düzgün insanlar... Ama nerede 3 aylığına gelen var, onlarda bir terslik var işte.

Burada az Türk yok, ama gidip de birine "Törk mösön" diye yılışman kadar ayıp bir şey de yok yani. Kimsenin maaşını, nerede çalıştığını, nasıl iş bulduğunu vb. şeyler sormanın da alemi yok. Türk olduğunu belli etmenin, bir muhabbet beklemenin hiç alemi yok. 

Bu elemana gelince... Otobüste bir başka Türk vardı. Adam sessiz sakin, kız arkadaşı ile tura çıkmış. Hiç konuşmadık. Niye konuşalım zaten, kırk el yabancı sonuçta. Bu adama yapıştı bu sonradan görme... "Ben burada kalmak için ne yapabilirim" diyor. Adam da direkt şunu söyledi yüzüne:

"Şu mentaliteden çıkman gerek en başta."


Hevesli olabilirsin, bir şeyler değiştirmek isteyebilirsin. Yeni insanlar tanıyıp çevreni geliştirmek isteyebilirsin. Ama her şeyin bir adabı var. Haddini bilmek gerekiyor önce. Sırf Türk diye insanlara yılışmaman gerekiyor en başta. Bence bu böyle.