kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2015 Pazar

Ağustos Hareketi

Çok uzun zamandır bir devamsızlığa alıştığım için bu ay bunu değişmek adına bazı işlere giriştim. Amacım kendime çeki düzen vermek. Başka hiçbir şey değil. Bu boşvermişlik, bu koy göte rahvan gitsincilik artık zarar vermeye başladı. En son ne zaman huzur içerisinde bir uyku çektiğimi bile hatırlamıyorum. O yüzden bu ay kendime çeki düzen verme ayıdır!!!


1. İlk olarak, yediklerime dikkat etmem gerek. O kadar boşverdim ki bu aralar çok çok çok fazla yağlı yemekler yemeye başladım. Bir ay boyunca hiç fast food yemeyeceğim!

2. Kendime Pinterest ve Youtube' dan bir sürü egzersiz hareketi hazırladım. Tüm ölçülerimi aldım (tabii ki de paylaşmayacağım aslkdfjhsdkg) ve gözle görülür bir yere koydum. Her gün için bir egzersizim var.

3. Şu geçen aylarda bahsettiğim, çok fazla bilgisayar başında oturup bir şeyler okumanın gerçek okuma hızını ve algı derecesini düşürmesi olayına da el atıyorum. Arkadaşlarla oturduk tartıştık ve bunun için bir program hazırladık. Bu ay okunacak 3 kitabım var. O kitaplar okunacak!!! 

4. Hazırlıktayken ve devlet yurdunda kalırken, arkadaşlar ile dışarıda uyduruk bir kitap almıştım, hipnoz ve meditasyon üzerine. Bir yerlere odaklanmanı sağlayan mükemmel bir tekniği vardı. Bu ay her gün uyumadan o yapılacak!!! Eğer bir sonuca varırsam zaten burada ballandıra ballandıra anlatırım.

5. Uzun zamandır bakamadığım o fallara bu ay daha da odaklanacağım. Eski beni kesinlikle geri getiriyorum arkadaşlar!


Temel olarak bunlar yapılacak işte bu ay. İsteğim, kendimi toparlayabilmek, eskiden başardığım şeylere çok da uzak kalmamak. Ayrıca irademi test etmek tabii en önemli konu burada. Bu ay beni bu programda korkutan tek şey fast food. Çünkü o istek geldi mi gerçekten de zorlanıyorum yememek için. Ve bu ay doğum günüm de var, o yüzden 1 gün pasta kesilecek (ve tabii ki o pastadan yiyeceğim abartmayın amk)... O yüzden hodri meydan.

Not: Bu programa 1 Ağustos itibarı ile başladım. Sadece paylaşım saatini ayarlayamadığımdan bugüne paylaşıyorum yazıyı.

20 Nisan 2015 Pazartesi

Okuma Bozukluğu

Ne zamandır dikkatimi çeken bir konu var, beni çok rahatsız ediyor. Tamamen benimle alakalı, kimseye laf sokmak değil amacım bu yazıda. Ama eminim başkalarında da vardır.

Eskisi gibi kitap okuyamamak.


Şöyle ki, eskiden köpek gibi kitap okurdum, her elime geçeni okurdum. Artık elime bir kitap aldığım zaman o kitabın elimde durma süresi 10 dakikayı geçemiyor. Geçen trafoya kedi girince ve bütün bir gün internetsiz bilgisayarsız kalınca dedim işte tam zamanı, eskisi gibi okuyabilirim. Yok arkadaş, sürekli olarak olmuyor. 

Daha sonra şu makaleye denk geldim. Diyor ki, günlük olarak bir insan (tabii o Amerika’ nın ortalamasını almış) bir günde ortalama 100,500 kelimeye maruz kalıyormuş. Tüm bunlar, televizyondan, bilgisayardan, yoldaki tabelalara kadar her şeyi kapsıyor. İki roman ediyor bu sayı bayanlar baylar. İki roman… (Tercüman olarak işim metinlerle alakalı olduğu için bu ortalamanın üstünde kaldığımı düşünüyorum. Hele elimde yetiştirmem gereken bir iş varsa.)


Ve bu kadar kelimeye maruz kalınca da normal okuma ve okuduğumuzu anlama oranımız düşüyormuş. Okuyup geçmeye ve üzerinde fazla düşünüp analiz yapmamaya çok alışmışız demek ki. 

Şuan kara kara düşünüyorum, ben bu sayıyı nasıl azaltırım diye. Ben hep bunun sebebinin bilgisayar kaynaklı olduğunu düşünüyordum ama geri kalanın da sayısı pek az değil. Kaldı ki işim bilgisayarla. Aklınıza bir fikir gelirse paylaşın. Bir çaresine bakalım şu işin.

8 Ekim 2014 Çarşamba

Urban Outfitters Hastalığı

İnkar etmenin alemi yok, bu hastalığa tutuldum. Urban Outfitters nedir bilmeyenleriniz için anlatıyorum. Urban Outfitters, Amerika' da hipsterların yere göğe sığdıramadığı bir mağaza. Hipsterların tercih edeceği kılık, kıyafet, aksesuar, ev eşyaları, makyaj malzemeleri, saç bakım ürünleri, abur cubur her şey var. Bir dükkana girip saatlerinizi harcayabilirsiniz. Adamlar her türlü ıvır zıvırı bir arada satıyor ki bence mükemmel bir şey. Biraz Beğendik gibi düşün, ama hipster olanı. Sattıkları çoğu şey kendi markaları, ama bir sürü şey sattıkları için türlü türlü markaları da görebiliyorsunuz. 

Şöyle adam gibi param olsa, resmen bütün gardırobumu buradan döşer, bütün evimi buradan dizerdim. O derece hastasıyım. Adamların sattıkları her şey mi güzel olur yarabbi? 

Bu aralar mesela kitaplarına taktım. Çok manyak kitapları var. Edebi değeri olmayan ne varsa satıyorlar bu aralar gerçi. Her yerde bulamayacağın şeyler: Büyü kitabı bile vardı amk. (Evet aldım.)

Ama her güzel şeyin bir kusuru olduğu gibi, bunun da kusuru fiyatları. Çoooook ama çok pahalı her şey. Bir seferde üçten fazla şey alıp çıktığım olmadı hiç. Malumunuz burada feci fakirim ben. Ancak bakıp bakıp iç geçiriyorum. Çok şükür ki bakmak bedave. Beğendiğim her şeyin bir listesini çıkarıyorum. Olur da indirime girerse diye. Girdiği de oluyor, o zaman çok ucuz olmasa da güzel bir fiyata harika şeyler bulabiliyorsunuz.

Benim genelde yaptığım, beğendiğim şeyleri amazon' da aratmak. Mesela Polaroid makinamı bu mağazada beğenmiş ama amazon'da yarı fiyatına almıştım. Muhtemelen plakçaları (ilk resimde görmüş olduğunuz) da aynı şekilde alacağım. Zira dükkanda 140 doları buluyor ama internetten alınca 80 dolar gibi bir fiyat. Tabii bu yöntem her zaman işe yaramıyor. Kendi markası olan şeyleri bulamıyorum doğal olarak. Takılar tokalar, üst baş, ne bulduysan o fiyata.  Özellikle zaten oraya takı almak için gidilir (bana göre). Set halinde yüzükleri, küpeleri, hiçbir yerde bulamayacağın türden şeyler. Mükemmel ötesi ya, tarifi mümkün değil. Elimi attığım her şeye iç geçiriyorum.

Sonra da diyorum ki parasızlığın gözü kör olsun!