westwood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
westwood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Yurt Halleri

Üç gündür kaldığım yurtta çok acayip şeyler oluyor. Birisi bir kızı camdan dikizliyor diye suçlanıyor, yurttan atılıyor. Bir Brezilyalı tongaya düşürülüyor (alsında tam tersi olurdu), Asyalılar masamıza oturup bize dikleniyor falan. İnsanların suyuna yemeğine ne katıyorlarsa son günlerde herkesin ayarı bozuldu.

Yurtta şuan yeni adamlar mevcut. Yirmi tane Tayvanlı geldi. Geldikleri gün tuvalet tıkandı, taştı, her yeri bok götürdü. Bizim katta kalan kızlardan bir tanesi sakal traşı oluyor bildiğin, görünce şoka girdim. Tuvalet eğitimini tamamlayamamış bu insan ekibi ne zaman geri gidecek pek bir fikrim yok. Temizlikçiler ellerinden geleni yapıyor her gün tuvaletleri temizlemekle. Destek vermeyi unutmayalım bu emekçilerimize.


Ulan geçen kahvaltıda arkamdan öbür masaya geçmeye çalışan ama beceremeyen koca götlü bir kız, resmen poposuyla benim sandalyeyi itekleye itekleye geçmeye kalktı. İnsanlıktan nasibini almamış bu Homo Habilis için türlü türlü fikirlerim var. Ama daha zamanı var işte o planların. Ulan gavat, ulan kıt! Adam gibi "Afedersiniz geçebilir miyim," desene! Resmen tacize uğradım lan! Bu sabah da aynı kız ve tayfası geçmişler bizim masaya (herkesin her zaman oturduğu bir masası var ilk defa gördüm bir başkasının masasına dadanan) yayıla yayıla bir de suratımıza bakıyorlar bir problem mi var diye. Çöp şiş olacaklar haberleri yok. O nasıl bir kendine güvendir, o nasıl bir harekettir hiç beklemezsin Asyalılardan. Höt dersin çekilir çünkü bunlar.

Neyse. Yeni bir oda arkadaşım var. Oda arkadaşını anlatmadan önce tarif etmek istediğim bir film var adını hatırlamıyorum. Bir eleman var fotoğraf çekiyor sürekli, bu ve bunun kız arkadaşı resimlerde bir farklılık görüyorlar. Resimlerde bir ruh var. Bunu araştırıyorlar bu ruh meğer bu elemanın üniversiteden manitasıymış, bir sürü olay. Kız acayip çirkin. Bir de ruh halini düşünün, manyak bir şey. İşte o kız ayarında bir kız benim bu yeni oda arkadaşım. Kız gıkını çıkarmıyor, sürekli ders çalışıyor. Ulan çok korkuyorum bu kız ölürse başıma musallat olur diye. Geceleri horluyor bazen, korku filminden çıkmış gibi amk. Huyuna gitmeye çalışıyorum kızın ki musallat olmasın.


İspanya' dan yeni kızlar geldi. Sevdim ben baya bunları. Neden mi? Brezilya'lıları fırıl fırıl parmaklarında döndürüyorlar çünkü. Yerin dibine sokup çıkarıyorlar. Allahım bir gülme geliyor aslkdfjshgkdflşj.. Bir sürü yeni resim çektim polaroid ile. Bu aralar keyfimiz yerinde o yüzden. Bir de şu Tayvanlı Habilisler bir gitsin süper olacak.


Ha bir de her gün menüden tavuk çıkmazsa artık o daha süper olacak.

26 Ocak 2014 Pazar

Ondan Bundan Vol.6

* The Necessary Death of Charlie Countryman' i izledim. Mads Mikkelsen hayranlarının yüzde yüz izlemesi gereken bir film. Mads sevmeyenin izlemesine gerek yok. Hacı bir de nedir bu akım: Bilmem kimin bilmem nesi türünde başlıklar... The Curious Case of Benjamin Button, What Richard Did, What Maisie Knew, The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford, zıkkımın dibinin dibi... Ömrümde böyle bayık film ismi daha görmedim. İnsanın izleyeceği varsa da hevesi kaçıyor.

* Bu Sorority evindeki kızların ortalama yaşı 20. Oda arkadaşlarımın ikisi de 19 yaşında. Eskiden yurt odalarındaki en ufak kişi bendim. O zaman yaş avantajına sevinirdim. Şimdi de o kadar genç olmadığıma seviniyorum. Çünkü "Yaşın kaç senin bakiim" diye millete caka satabiliyorum. Ergenlik foreva.

* Türkiye' de son olanlara bakıp da insanın ağrına giden bir şey görmesi gerek bence. Senin aylardır yapamadığın gündemi iki kıçı kırık cemaat abisinin yapmış olması mesela. Ya da beğenmediğimiz şu göt kıllarının hepimizin hayatını yönlendirebilmesi gibi... Ne bileyim işte sen doldur. Git oku o kadar, çalış, mükemmel kariyerlere sahip ol, gene de gel bu tiplere yenil. Midemizin almaması lazım. Ben bu düzeni bozarım dememiz lazım. Diyor musunuz oradan? Sesiniz gelmiyor buralara.

* Buradakiler farkında değil ama kime güvenebileceğimi, kimi arkadaş olabileceğimi beni facebooktan ekleyip eklememesine göre belirliyorum. Ben eklemiyorum kimseyi. Kim beni eklerse facebooktan ona karşı daha samimi olabiliyorum. Eklemezlerse arada buzlar var. Garip garip huylar edindim evet.

* Ayrıca evet, Los Angeles' ta kimse yürümüyor. Yani benim bulunduğum çevre Westwood, öğrenci memleketi, biraz onlar yürüyor ama kimse isteyerek yürümüyor burada. Koşan var, bisiklete binen var, ama adam gibi gitmek istediği yere ayaklarını hafif tempoda öne arkaya sallayarak yürüyen kimse yok. Sokaklar bomboş. Hadi gidip Pier'de bir tur atalım diyorum mal mal suratıma bakıyorlar. Kim yürüyecekmiş...

* Live Nation' ın otuna bokuna her türlü staj başvurusunda bulundum. Dua edin de raklı metalli bir ortamda staj yapayım gençler. Harbi, Live Nation olsa ne güzel olur...

* Bu insanların eğlence anlayışına hayranım... Kokoş gibi süslenip saatlerce kapılarda yatıp, bir ihtimal içeri girebilme ve içeride de kimseyle konuşmayıp kendi grubuyla iç içe pahalı içkilerini içme gibi bir anlayışları var. Ne müzik güzel ne dans ediyorlar. Birbirimizin suratına bakıp kokteyl içiyoruz. İki etti bu. Nerede lan o bar grupları, eğlenceler? Sizin eğlence anlayışınıza s*çayım ben.

* Ayrıca insanların içindeki paçoz öğrenci kalıntıları çıkmaya başladı. O pahalı kokteylleri içerken oh ne ala, bahşişe gelince kem küm. Dün göz göre göre bir arkadaşlarının yirmi dolar bahşişi kendi cebinden ödemesine kimse bir şey demedi. Welcome to Varoşhood, Ayıphood, Ohahood, Paçozhood, Terbiyesizhood.

* Brezilyalılara uyuz olmaya başladım pek feci. Ayrı bir yazı konusu çıkar onların yaptığı dangalaklıklardan. Resmen her gün aileme onlardan yakınıyorum bir saat Skype' tan. Medeniyet görmüş milletten arkadaşlarım İtalyanlar. The best... Kolombiya' lı kız da iyi. O da medeniyet görmüş. Brezilyalılar kaka.

* Ankette son günler. Oylayın!!!!

5 Ocak 2014 Pazar

İlk Notlar

Veee vardım Los Angeles' a, evet. Kusura bakmayın, 13 saat uçak yolculuğuydu, okul kaydıydı, yurda yerleşmekti derken biraz vakit aldı buraya yazmak. Ama şuan zıpkın gibi, fişşek gibi karşınızdayım. Gerçi bitirmem gereken bir çeviri var o yüzden çok dışarı da çıkamıyorum.

Zaten sap gibi tek başıma dışarı çıkıp ne yapacağım o da var.

Dün, Selen ile (bana burada yerleşmeme yardımcı olan güzel insan) Hollywood bulvarına gittik. Şu walk of fame'in olduğu yer. Yıldızlar falan var ya o işte. Aman yarabbi, ne kalabalık, ne gürültü. Tam turist mekanı. Bir daha gitmem sanırım. Ya da aranızdan gelen olursa getiririm ancak o şekilde.

Beverly Hills'ten geçtik. Yani sen git Toki'lerde yaşa burdaysa ne evler ne evler... Okulun çevresi de acayip güzel zaten, hava atmak gibi olmasın. Yeşil, yeşil, yeşil ve yeşil.

Ve garip bir şekilde hiç yabancılık çekmedim. Dilden midir bilmem, 13 saat uçtuğumu bilmesem adeta memleket havası. Tarifi zor biraz, hiçbir şey yabancı veya korkutucu değil. Belki ondandır.

Kafa Polonya' ya gidiyor tabi, herkes düşman herkes ters, aksi, uyuz. Burada kimse öyle değil. Nereden geldin, beğendin mi illa bi soruyorlar. Yardımcı oluyorlar. Öcü değilmiş buralılar.

Ben o maillerden sonra öcü olduklarını sanmıştım. Laf anlatılmaz cadalozlar olduklarını düşünmüştüm. Ama burada o Kasım'dan beri halledemediğim yurt işini bile bir saatte hallettim. Hem uygun fiyat, hem yemekli, hem güvenli bir yurt. Üstelik okulun dibinde. Daha ne isterim.

Uçaktan ilk inip taksiye bindiğimde, taksici nereden geldiğimi falan sordu. Adam bildiğin politikacı çıktı, bir sürü şey biliyor Türkiye ile ilgili. Yunanistan ile kıyasladı, onlar iflas etmişken siz nasıl böyle kuzum falan diyor. Baya şaşırdım.

Burada Bahçeli gibi bir yer var milletin takıldığı. Tüm üniversite burada zaten. Hoş baya.

Pahalı gerçi her şey. Hooters dedikleri yerde bi hamburger yedim 13 dolar verdim a*ınoğlu. Kızlar güzeldi gerçi de bana ne faydası vardı anlamadım.

Bir bisiklet şart! İyice alışayım etrafa, ilk işim bisiklet. Kullanan epey kişi gördüm. İçim rahatladı.

Resim falan koyacağım en kısa sürede ama öyle çok fazla gezecek görecek ve aynı anda resim çekecek bir yapıya sahip olmadığımdan biraz gecikeceğim. Okulun içinden resimler koyarım kısa bir süre sonra.

Eğer isterseniz Skype'tan bana ulaşabilirsiniz: dilakm

Whatsapp da var artık, Türkiye numaram hala geçerli orada.

I'll be Bach.