25 Şubat 2013 Pazartesi

Araba Radyosu Etkisi

Bünyemde araba radyosunun etkisinin ne kadar büyük olduğunu hiçbir şekilde anlatmam mümkün değil. Ama bir özetle şunları diyebilirim ki, araba radyosunda çalan her şarkı "oha ne güzel şarkı lan" dememe sebep oluyor*.

Dün yine tıkış tıkış bir araba gezintisi sırasında radyoda çalan tam olarak yukarıdaki şarkı aman yarabbi o ne güzel bir şeydi yahu.. Resmen Rafet El Roman'ın hayranı oldum bir on dakikalığına. Dışarıda dinlesem bu ne lan diyebileceğim bir şarkı olabilir. Önemli değil. Araba radyosu tüm dertlerimde çözüm ortağı.

Bir de araba kullanırken Türkçe pop dinlemek konsantrasyonu arttırıyor - bence.

* Bu listeye Hande Yener ve Demet Akalın dahil değildir.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Harlem Shake Arkadaş Testi

Etrafımda az kişi olmasını gerçekten seviyorum. Az ve öz. Saçma bir kalabalık yok. Ama en çok neyi özledim biliyor musunuz? Konsere veya eğlenmek için bir mekana gittiğim zaman kafamın uyuştuğu kişilerle birlikte olmayı. Herkesle çekilmiyor konserdir bilmem nedir. İsterse dünya iyisi birisi olsun, sizin kimyanız o kalabalıkta tutmazsa zor. O yüzden hep konsere gittiğin, bir mekana gidip eğlendiğin farklı bir çevren olacak. Seni yadırgayıp üstünü başını çekiştirmeyecek (en uyuzu da o olsa gerek), kenarda mal gibi durup enerjini emerek kasım kasım kasılmayacak, dans ise edecek, eşliğin alasını yapacak.

Pek çok yakın arkadaşınız bu kriterlere uymuyordur. Taş yerinde ağır, herkes her yere uymaz. Niyet de önemli tabi, sen bir yere tabiri caizse kopmaya gitmişsin, yanındakinin niyeti "kısmet bakalım ne olcak" ise zerre eğlenemezsin.

Ama diyelim ki konser arkadaşın ile uyumun süperse, sahnedeki grup Burak Kut bırak onu Gangam çalsa bile eğlenirsin. Hatta belki de daha fazla eğlenirsin. Oysa bak etrafına, kaş kişi bu kadar rahat olabilir? Olamaz.

Ha bir de şu başta sözünü ettiğim üstünü başını çekiştirip seni yerine oturtmaya çalışan tip var. Arkadaşın bile olmamalı o tip. Kökünden silip at. Gerizekalı, beyin özürlü, eğlenmeye gitmişsin sen oraya o daly*rağın yaptığına bak.

Şimdi size ufak bir test. Arkadaşlarınıza herhangi bir Harlem Shake videosu izletin. Bu ne lan demeyen adamla mekana gidersiniz güzelce eğlenirsiniz. Eğlencede mantık aramayacak yegane kişidir o güzel insan. Rahat rahat oh mis.

Al bak papi edişın:



16 Şubat 2013 Cumartesi

Laylaylom gurls.

Lenka'nın Easy A filminde kullanılan şarkısı (trouble is a friend idi sanırım) acayip güzel gelmişti bana. Hala da mp3 çalarımda durmakta. Bu yeni şarkısı da öyle. O malum reklamda duyduğumda "Oha kıza bak süper" diyen güruhtandım. Ama genel olarak Lenka sever miyim, sevmem. Dünyayı çiçek, böcek, çizgili pijama, eye liner ve basma elbiselerle yöneteceğini sanan kızları sevmiyorum. Çünkü anlamıyorum onları. Öncelikleri nasıl bu olabilir aklım almıyor. Belki de en doğrusunu onlar biliyordur. Burada olsa kezban derler. Diyorlar da. Onların haberi yok.

Ben temel olarak Zooey Deschanel oluşumuna karşıyım. Laylaylom stayla. Uçan balonlar, kahküller, renkli veya desenli çoraplar, do re mi fa şarkılar.. Şehirli kız lite versiyonu. Kompakt. Kullanmadığım kelime kaldı mı?

Kalmadıysa gidiyorum.

13 Şubat 2013 Çarşamba

Ondan Bundan Vol.2

Keşke şöyle güzel bir şarkı listesi yapabilecek kadar kafamı toparlayabilsem. Hem bloga koymalık hem de esas dinlemelik. Bir gün o da olur.

Bugün önemli bir gün. Claremont ile mülakatım var. Yusuf yusuf..

Lumineers bok gibi bir grup. Fun da öyle. Dream TV'nin bu kadar çok üstlerine düşmesi de durumu kanıtlıyor.

Unutma Beni izliyorum yine şu anda. Yine herkes birbirini aldatıyor.

Ciddi ciddi radyo arayışındayım, Lastfm gibi bir şey. Kimse de yardımcı olmuyor sağolsunlar.

Gene bütün paramı meke (MAC) yatırdım.

Evde çalışmayı işsizlik algılayanları toptan yakıcam bir gün ya. Neyse..

Hurts dehşet bir şarkı yapmış yine. Hurts gibi bir grubu sevebileceğimi söyleseler git işine derdim. Kader..

Al şarkı:


5 Şubat 2013 Salı

Ondan Bundan Vol.1

Gereksiz bir yazı baştan söyleyeyim. Hatta güzel bir şarkı koyayım en azından şenlensin ortalık.



Dün Kim Milyoner Olmak İster'de gerizekalının önde gideni bir kız yarışıyordu. Kendi çapında bir laf soktu "Altını çizerek söylemek istiyorum ben mastırımı yurt dışında değil Türkiye'de yapmak istiyorum. Öyle bir özentim yok" diyerek.

Hay bam teline sıçtığım..

Sonra da  WC nin açılımına dünyanın merkezi ve beyaz köşe diye cevaplar verdi. Kaybetti gitti.

Bir de beni huzursuz eden bir başkası var. Kızı birebir tanımıyorum ama internete girdiğim günden beri varlığını bildiğim birisidir. O yüzden de her yerde bir takip bir arkadaşlık bir şey var. Ama son zamanlarda söylediği her şey mi batıyor bana nedir?

Bir insanın en sevdiği grup seçeneği e) Hepsi olmamalı bence. Iron Maiden, Slash, Whitesnake, Rihanna(şayn-bırayd-lak-a-daymınd).. Bunlar zaten herkesin çantasındaki keklik değil midir? Bir film vardı adam kadına yazmak için "duydum ki Beatles seviyormuşsun" diyordu kadın da cevap olarak "gerzek gerzek olma herkes sever Beatles'ı" diyordu. Iron Maiden falan da bu kategoridedir. Herkes sever. En azından bir iki şarkısını. Tabii bir çocukluk travması geçirmedilerse.

Demem o ki, kız sanki hep ortaya genel konuşup herkesi memnun etme derdindeymiş gibi. Ya ben huylandım ya da hep öyleydi de ben yeni fark ettim. Ama hiç hatırlamıyorum ki bir gün de hiç adını sanını duymadığım gerizekalı bir grup hakkında bir yorum yapsın. Ya da hiç kimsenin sevmediği bir şarkıyı seviyorum diye paylaşsın.. Hep sivitçayldomayn hep fiırofdıdark.

Son olarak da bahsini etmek istediğim kişi Sultan Büyükçolpan. Arkadaşın reklamı olmaz ama bazen öyle yüzünü mıncırmak istiyorum ki. Kimseyi memnun etmek için lafını sakınmıyor ya. Büyülü Fener'den yıllardır vazgeçiremedik mesela biz pis avm sinemaseverleri olarak. Vazgeçmesin de zaten, bize öyle lazım Sultan.

Volume 1 dedim çünkü dahası gelecek bu karışık saçma yazılardan. Özenti olduğumdan volume 1 dedim........

29 Ocak 2013 Salı

Gurban

Bu kız bana şeyi hatırlatıyor. Issız bir köye gidersin yabancı olarak. Köyün çok gizli bir sırrı vardır. Bir canavar musallat olmuştur onu başlarından savmak için bir bakire kurban ederler. Herkes çok üzülür ama yapılması gereken odur. Kız tüm köyü kurtaracaktır.

Evet işte bu kız o kız. "İmparatorun oğlu" yavşaklığını başımızdan savacak, haberlerde on dakkada bir gösterilmesini engelleyecek. Çapkınlık yapamayacak magazine konu olamayacak.

Teşekkürler güzel kız, bu fedakarlığın için. Unutulmayacaksın...

27 Ocak 2013 Pazar

Başarı

Aklıma takılan bir soru var. Hadise veya Murat Dalkılıç, Murat Boz ve o ahırın diğer atları gerçekten kendilerini başarılı, çok yetenekli harika şarkı söyleyen insanlar olarak görüyorlar mı? Buna gerçekten inanıyorlar mı? Her gün aynaya bakıp "Doğru yolda gidiyorum" diyorlar mı?

Bu paragrafta amacım hayatın amacını sorgulamak değil aşağılamaktır..

Ama şimdi o diğer kısma geçiyorum. Hangimiz "Ben başarılıyım, doğru yolda ilerliyorum" diye düşünüyor? Böyle düşünenler hakkındaki olumsuz düşüncelerimizi bilseler esasen başarılı olmadıklarını düşünürler mi?

Ne bileyim Tayyip ne başarılıyım diyor mudur arkasından küfreden milyonlarca insana rağmen, esasında etrafında ona salyalarıyla eşlik eden adamların dostluğunun paraya bağlı olduğunu bilmesine rağmen? Nasıl bir vicdanla uyuyordur geceleri, yaptığı onca işe (!) rağmen? Ya da belki de bilmiyordur lan.. Hakikatten çok başarılı olduğunu düşünüyordur, etrafındakileri de can ciğer kuzu sarması biliyordur.. Kimse ondan nefret etmiyor, edeni de kendini kıskanan sünepeler olarak görüyordur gerçekten... Kim bilir?

Şimdi biz başarılı mı olduk okul bitirdik, ortalama kastık, burs dedik falan ya... O bölüm birincileri başarılı hissediyor mu gerçekten kendini?

Biz ne zaman tam anlamıyla, gönül rahatlığıyla "işte budur" diyerek başarılı kabul edileceğiz? Hepimiz nasıl başarılı olunmadığı hakkında ustayız. Başarı için hep bir şeylere mecburuz ama o şeyin ne olduğu her seferinde zamanla değişiyor. Sadece sınavlar da değil herhangi bir şey. O kadar yalan, içi boş bir şey ki kıçımızı yırtsak ulaşamayacağımız bir sıfat olmuş. O kadar ki başarılı olmak diye bir şeyin hayal ürünü olduğunu düşünmeye başladım. Kader utansın.

Bunları yazdım çünkü geçen gün beni bir adam aradı. En iyi onlar diye bi zırvalıktan söz etti. Bir listeden söz etti, ilk ona girerek mezun olanların içine gireceği, herkese "hatta cumhurbaşkanına bile" bu listenin gideceğini falan anlattı. Eğer istersem 180 lira gibi bir fiyat vererek bir plaket bir sertifika bir bilmem ne vererek hem uluslararası hem ülke dahilinde başarımı kanıtlayacağımı anlattı. Ulan mezun olduğun okulun diploması, hocalarından alacağın iyi bir referans bunu zaten kanıtlamaz mı? İlle kanıtlamak için bi 180 lira bayılmam mı gerek? O kadar yanlış bir şey ki bu kelimelerle tarif etmem mümkün değil. O kadar kötü hissettirdi ki, senin onca uğraşının bir diğerinin seni dolandırmak için bir kapı olması.

Lanet olsun hepinize.