15 Ocak 2012 Pazar

Fareli Köyün Usher'ı

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde çok uzaklarda bir köyde kendi halinde bir halk yaşarmış. Müzisyenlerle dolu bu halk bir gün boyband denen yaratıklarla karşılaşmışlar. Her yerde o kadar çok boyband varmış ki, halk artık bunlarla baş edemez olmuş. Her delikten yeni bir boyband çıkmaya başlamış. Her yerde bu boybandler kaslı kaslı vücutlarını parlatıp buğulu gözlerle aşk şarkıları söyleyerek insanları sürekli iğrendiriyorlarmış. Bir raddeye geldikten sonra halk gene bir müzisyen olan Usher'a Michael Jackson'ın pop tahtı karşılığında bu boybandlerden kurtulmasını istemiş. Usher da bu durumu seve seve kabul etmiş. Başlamış boybandlerden bile beter şarkılar yapmaya. O kadar kötüymüş ki şarkıları boybandler bile bu duruma katlanamaz hale gelmişler ve köyü terk etmeye karar vermişler.

Usher onları uzak bir daymenşına sürerken bu boybandlerden bir tanesinden Justin Timberlake diye bir gavat kulaklarını tıkayarak Usher'a meydan okurcasına köyde saklanmış. Usher uzaklaşana kadar bu ergenin farkına varmamış bile. Ama işini bitirip köye geri döndüğü zaman bir de ne görsün?!! Köy halkının kendisine söz verdiği tahtın yakınında başka bir adam duruyor! Üstelik muhtar Emtivi de onun sırtını sıvazlıyor.

-Dur orda soluk benizli!, demiş Usher.

Justin Timberlake onunla kavgaya girerek kaslı ergen vücudu ile buğulu bakışlarını Usher'ı yok etmek için kullanmış ama nafile! Kavgalarının devam ettiği bir sırada köy muhtarı Emtivi çıkıp demiş ki:

-Madem ikiniz de bu tahtı istiyorsunuz o zaman iyi olan kazansın.

Aslında muhtarın amacı tahtı kimseye vermeyip üstünden yıllarca rant sağlamakmış. Usher bu işte bir terslik olduğunu anlayıp bu durumu kabul etmemiş. Emtivi muhtar da Justin'e yıllar boyunca tahtın yeni varisi muamelesi çekip tüm halka ne büyük bir müzisyen diye yedirmiş.

Oysa Usher o arada gizli mağarasında çok ama çok gizli bir deneyle uğraşıyormuş. Amacı tüm köyden intikam almakmış. Gizli silahını tamamladıktan sonra tekrar halk arasına karışmaya karar vermiş. Yıllar sonra köy halkının karşısına çıkıp herkese dostça davranmış ve köy halkına ufak bir çocuğu tanıtmış. Bu çocuğun adı da Justin Bieber'mış. Oysa bu çocukta bir terslik varmış. Ağzını her açtığında köyün çocukları büyüleniyormuş ve hep onu takip ediyormuş. Bütün köy çocukları saçlarını onun gibi kestirmiş, bütün küçük kızlar dolaplarına onun resimlerini asmış. Netekim (!) en sonunda köyün bütün çocuklarının ağzına s*çılmış, hepsi birer gerizekalı olmuşlar ve ailelerini utandırmışlar.

Halk Usher'a gelip:

-Aman Usher yaman Usher nolur kurtar bizi bu hanzodan, demişler.

Ama Usher'ın cevabı hazırmış:

-Bana yıllar önce yaptığınız haksızlığın bedelini şimdi çocuklarınızla ödeyeceksiniz, demiş onlara intikam dolu bir sesle.

Ve Usher'ın köyden aldığı intikam bütün bir köyü yok etmiş. Usher da gitmiş oralardan.

.
..
....
Evet, canım sıkılıyor.

22 Aralık 2011 Perşembe

Arkadaş Kalmayalım



Beyler..

Yoksa siz de mi en az bir defa "Biz arkadaş kalalım, böyle iyiyiz" diye reddedilmiş bir insan mısınız?

Yoksa o kızlar sizi iyi günde kötü günde yanlarında bulundurup daha sonra sizi sevemeyeceklerini mi söylediler?

Yoksa o kızlar sizi reddederek size hayatınızın en kötü deneyimlerini mi yaşattı?

O zaman iyi dinle seni iğrenç insan müsveddesi çünkü sen dünya üstünde bulunan en iğrenç parazitsin ve birinin bunu sana direkt olarak söylemesi lazım!

Sen öylesine iğrenç bir insansın ki, bu yaşına kadar karşındaki insana seni seviyorum diyemeyecek kadar ödleklik yapıyorsun. O kızın arkasından ne pis hayaller kuruyorsun ve kız seni reddettiği için bu sefer o kötü oluyor.

Bok ye. Sen daha kötülerini hak ediyorsun. Dua et ki o kız seni arkadaşı olarak kabul etmiş sana hayatında yer vermiş. Senin esas yerin şurası demek isterdim ama dünya üstünde böylesine iğrençliği barındıran bir yer yok. Senin beynin hariç...

Pis sinsi herif, kızın yanında gayet samimi bir arkadaş gibi, o kızın en zayıf anında kıza destek olma bahanesinin ardından kıza sarıl, derdini dinleme ayağına bir elin kızda olsun. Bu nasıl bir namertliktir ki adam bunu o kadar yavşakça yapıyor yine de hiç bir kusuru yokmuş gibi üste çıkmayı bekliyor. Kızdan hoşlanıyorsan adam gibi söyle, dansöz gibi kıvırtmanın alemi ne? Sen izin veriyorsun o kızın seni arkadaş olarak görmesine, çünkü arkadaşı gibi davranıyorsun. Sonrasında çıkıp bana arkadaş muamelesi yaptı diye ne yüzle insanlara anlatıyorsun?

O beğenmediğiniz "yavşak" dediğiniz adamlar en azından en başından dürüst olup niyetlerini belli ediyorlar. Sizin gibi 10 yıl boyunca kızın kilodunun dibinden sinsi sinsi dolanıp kendini belli etmeden yaşamıyorlar. Şimdi söyle kimmiş aşağılık?

Hala kendini haklı mı görüyorsun? Görürsün elbet puştsun çünkü. Ama en azından geçip "bana arkadaş muamelesi yapıyolla" diye insanlara ağlama. O kadar da aşağılık olma bari...

Umarım en kısa sürede geberirsin seni pis adi aşşağılık sürtük!

4 Aralık 2011 Pazar

Olaylar Olaylar..

Geçen hafta pazar yazdığım yazının ardından kehanet ile ilişkim olduğunu birebir kanıtladım. Tekrar başıma böyle bir şey geleceğini hissetmişim zira. Hayatımın %75'ini dalyaraklarla arkadaş olmaya çalışarak (%25'ini de bu lafı muhtemel üstüne alınacaklara laf anlatmakla) geçirdiğimin bir kanıtı oldu adeta. Tekerrür, tekerrür ve tekerrür.

Dip not: Duygu'ya 5 yılımı nasıl bir angut ile arkadaş olmaya çalışarak geçirdiğimi bir haftada gösterdiği için ayrıca teşekkür ederim.

27 Kasım 2011 Pazar

Anlatmış mıydım?

Sevgili bulunca arkadaşlarını aramayan, sormayan, bir anda ortadan kaybolan kızlar çohacayip lan. Zamanında öyle birini tanıdım. Can ciğeriz, süperiz, kankayız. Kız birini buldu.. Bir ay falan kızı gören olmadı. Sonra tekrar can ciğeriz, kankayız falan... Sonra gene ortadan kayboldu. O ortadan kaybolduğu sırada biz o kızın diğer arkadaşları olarak niye böyle oluyo ya la diye düşündük. Bir cevap bulamadık. Sonra bir gün bir baktık, kız gene ayrılmış geliyo bize doğru.

-Aha gene geliyo keko, diye güldük o gelmeden, hepimiz..

Şimdi ona gülenlerle bu can ciğer süper kanka. Tamblırcı hepsi.
Benden artık pek haz etmiyorlar.

Ben de ardılda ilk sırada sınava gircem diye tutuşmalardayım.

25 Ekim 2011 Salı

En iyi 5 Kasabian Şarkısı



Başlığa parantez açıp "şu anki haleti ruhiyeme göre" demeli.

Lastfm listelerine önem veririm. İnsanları varsa lastfm sayfalarına ve oradaki dinledikleri sanatçı sayısına göre değerlendiririm. 2008'den beri abonesiyim ve iyi ki de öyleyim, lastfm kadar güzel siteler az bulunur. Neyse yeter bu kadar reklam.

Buradaki listeler genelde kolay kolay değişmez. Bir insan neyi seviyorsa onu dinler sonuçta, lastfm de bu dinlenilen parçaları kaydeder ne kadar dinlemişsin hepsini bünyesinde tutar. Benim de oldukça uzun bir zaman 1 numara kalan bir grubum vardı. Kasabian'a kadar.

Bünyemi sardığı andan itibaren lastfm listelerimi alt üst eden, bodoslama ilk sıraya yerleşen grup oldu kendisi. Neden oldu, nasıl oldu bilmiyorum ama bir anda en sevdiğim grup oldu.


Kasabian'ı nasıl mı seviyorum?

-Kasabian bir içecek olsa onu su gibi içerdim. Yemek olsa en sevdiğim yemek olurdu.

-Kasabian, benim için bir 4 yıllık bölüm, master ve doktora sonrası asistanlık alarak hayatımı adayacağım bir dal olurdu.

-Kasabian bir insan olsa sonuna kadar peşini bırakmaz onunla evlenirdim.

-Kasabian, 40'ını geçkin rakçıların bayramlık kırmızı pabuçları onlar için ne ise benim için de o olurdu.

-Kasabian bir kitap olsaydı, her satırını her harfini ezberlerdim. Bir film olsaydı bütün replikleri bilirdim.

Bu yüzden Kasabian için bir liste hazırladım. En iyileri listesi (tabii bana göre).

Not: 1 numara hariç hepsinin derecesi gözümde aynıdır.
Not2: Tekrar diyorum: Bu listeyi şuanki ruh halime göre düzenledim. Bütün şarkıları benim için listelik.



5. L.S.F.



4. Fast Fuse




3. Club Foot




2. I.D.

Bu şarkının canlı performansını değil albüm kaydını dinlemenizi tavsiye ederim ilk olarak.



1. Acid Turkish Bath (Shelter From The Storm)

Son albümünden bir şarkı. Çıktığı dakikadan beri bir numaram.





Not3: Resim ararken Tom Meighan'ın bir resmini buldum. Bu resimde hoş çıkmış ama normalde öküz gibi çirkin bir adamdır.

23 Eylül 2011 Cuma

İnce Bacak Sendromu



Bir kere baştan söyleyeyim, ince bacaklı kızlardan nefret ediyorum, ama onlar benden nefret etmesin istiyorum hıaaaa.

Niye yahu? Niye bu kadar ince bunların bacakları? Nolmuş bunlara? Anneleri mi bakmamış? Ya da benim annem mi bana fazla bakmış? Sorun hangimizde? Onlar mı acayip ben mi? Ben neden öyle bir kot giyemem? Neden tüm kotlar artık boru paça? Neden şort giyerken otuzbin kere çekiniyorum (b*kumu ye her gün şort giydin geçen yıl diyenleri duyabiliyorum evet.)?
















Hayır millet olarak o kadar da zayıf insanlar değiliz de anlam veremediğim şey o. Bütün kot markaları yeni sezon için daracık tayt gibi pantolonlar çıkarmışlar. Ama kot kalın bir kumaş olduğundan tayttan daha fazla büyük gösteriyo insanın bi tarafını. Kolum kadar bacağı olan kız tanıyorum yahu. Bi koysam yarısı boşa gidicek, sinir oluyorum hepsine. Allah belalarını versin. Yok lan vermesin o kadar da değil.



















Hele bi de aralarında uzun olanlar var!!! Sizi ayrı dövmek istiyorum. Bu mekandan defolsunlar istiyorum. Ama sonra kıyamıyorum.

En çok da yiyorum ama kilo alamıyorum diyenler. Hakkaten yiyip de kilo alamayanlar. Benim yediğimin 2 katını yiyip benden rahat bi on kilo zayıf olanlar... Bu yaptığınız insanlığa sığar mı ismail, sığar mı atalay, sığar mı burak?

Çok içerledim olum öyle böyle değil. Birikti böyle nasıl içimde, boynum bükük oturuyorum evimde.

26 Ağustos 2011 Cuma

Babam Çok Fantastik Bir Adamdır No:7



Yıl 2006.
Üniversiteyi kazanmışız hepimiz aynı anda, abim ben ve kardeşimiz gibi sevdiğimiz kuzenimiz. O kadar mutluyuz ki ailecek anlatamam. Arada kara kediler var tabi mutluluğumuzu bozmak isteyen. Hele bir de aile büyüğü olunca bu insanlar amaçlarına kolay ulaşıyorlar. Sana kulp bulmaya çalışınca çok zorlanmıyorlar.

Bir aile yemeğine biz davet edilmedik, babaannem sadece babamı çağırmış ama bize hiçbir şey söylemedi. Genelde yemeğe davet eder bir şekilde. Bu sefer bir terslik vardı besbelli. Biz yine de gittik. Ben aç değildim zaten ama annem kasıtlı olarak yemek yemedi. Annemle babaannem atıştı, arada bir taş bana geldi. Ben de eski alışkanlık kendimi savundum ve babaannem beni ne terbiyesiz ne ahlaksız ne kötü bir evlat olarak duyurdu bütün misafirlere. Babam oradaydı, sustu. Amcam (en az babam kadar severim) oradaydı, sustu. Hepsi sustu. Babaannesine terbiyesizlik yaptı dediler, babam üniversite kaydıma bile gelmedi. Babamı sonra gördüğümde aradan 9 ay geçmişti. Benimle konuşmadılar.


Yıl 2011.
Çok sevdiğim bir başka kuzenim üniversiteyi kazandı, kazandığının ertesi günü amcasının karısı olan yengesi burnundan getirdi bir şekilde. Babası oradaydı ama hiçbir şey demedi. Amcası oradaydı ama hiçbir şey demedi. Çocuk çok sinirlendi ve çıktı oradan gitti. Bizimkilerin hepsi sinirlendi, hepsi bir şeyler söyledi. Babam "Babası nasıl orada durur da bir şey demez" diye söylendi.

İşte bu yüzden benim babam fantastik bir adam diyorum, boru değil.